Jumaqan Küderiulı, 20. yüzyılın ilk yarısında Kazak bilim dili ve ders kitabı yazıcılığı alanında öne çıkan isimlerden biridir. Günümüz Doğu Kazakistan sınırları içinde yer alan Ayaköz’de (eski adıyla Sergiopol’) doğan Küderiulı, eğitim hayatını Taşkent Orta Asya Devlet Üniversitesi Ziraat Fakültesinde sürdürmüş; bu eğitim sayesinde botanik, biyoloji ve tarımsal üretim sahalarında uzmanlaşmıştır. Onun bilimsel faaliyetleri yalnızca akademik bilgi üretimiyle sınırlı kalmamış; dönemin Kazak okullarında bilimsel içerikli öğretim materyallerinin yetersizliği karşısında ders kitabı hazırlama, kavramları Kazakçalaştırma ve millî bilim dilini kurma yönünde somut bir çabaya dönüşmüştür. Bu nedenle Küderiulı’nın çalışmaları, yalnızca bir biyoloğun alan metinleri olarak değil, aynı zamanda 20. yüzyıl başı Kazak terminoloji tarihinin erken örnekleri arasında değerlendirilmelidir.
Küderiulı’nın biyoloji, botanik, hayvancılık ve şifalı bitkiler gibi farklı alanlara yayılan üretimi içinde özellikle Ösimdiktanuw adlı botanik ders kitabı ayrı bir yere sahiptir. Eserin ilk cildinin 1927 yılında Moskova’da Arap harfleriyle, ikinci cildinin ise 1930 yılında Kızılorda’da Latin harfleriyle yayımlanmış olması, Kazak yazı dili ve bilim dili inşasının alfabe değişimleriyle iç içe ilerlediğini göstermektedir. Daha sonraki yıllarda Kiril harfleriyle yeniden basılması ise bu eserin farklı dönemlerde dolaşımda kalmış kalıcı bir bilimsel başvuru metni niteliği taşıdığını ortaya koymaktadır. Söz konusu eser, yalnızca botanik bilgisini aktaran bir ders kitabı değil; aynı zamanda Kazak Türkçesinin bilimsel kavramları karşılayabilme kapasitesini sınayan erken ve sistemli bir terminoloji laboratuvarı görünümündedir.
Botanik bilimi, terminolojik sistemlerin en yoğun ve sistemli biçimde kullanıldığı alanlardan biridir. Bitki türlerinin tanımlanması, sınıflandırılması ve adlandırılması süreçlerinde kullanılan terimler, bilimsel iletişimin temel araçlarını oluşturur. Bu nedenle botanik terminolojisi uluslararası düzeyde çeşitli standartlar ve adlandırma kodları aracılığıyla düzenlenmiş, bitki adlandırmalarında birlik sağlama çabası bilimsel çalışmaların vazgeçilmez bir unsuru hâline gelmiştir (Tjaden, 1981). Bununla birlikte terminoloji yönetimi yalnızca bilimsel doğruluk meselesi değildir; aynı zamanda kavramların yerel dillere aktarılması, eğitim ortamında öğretilebilir hâle getirilmesi ve uzmanlık bilgisinin dolaşıma sokulması bakımından da çok katmanlı bir süreçtir (Alberts, 2010). Bu bakımdan botanik gibi yoğun kavram örgüsüne sahip bir bilim alanında kullanılan terimler, dilin bilimsel üretim kapasitesini doğrudan gösteren başlıca ölçütlerden biri olarak kabul edilebilir.
Bu çalışmanın merkezinde yer alan “terim” kavramı, Türk ve Kazak dil bilimi literatüründe belirli bir uzmanlık alanına özgü, anlam sınırları belirgin ve alan içi iletişimi mümkün kılan özel sözcükler olarak tanımlanmaktadır (Vardar, 1998; Korkmaz, 2003). Türkiye Türkçesinde kullanılan “terim” sözcüğünün Latince terminus ile ilişkili olduğu, Türk cumhuriyetlerinde ise Rusça aracılığıyla termin biçiminin yaygınlaştığı bilinmektedir (Zülfikar, 1991). Bu etimolojik arka plan, terimlerin yalnızca dil içi türetim süreçlerinin değil, aynı zamanda tarihsel bilgi dolaşımının ve kültürler arası etkileşimin de ürünü olduğunu göstermektedir. Nitekim bir kavramın terim olarak kabul edilebilmesi için alan özgüllüğü, sistematiklik, anlam sınırlılığı ve işlevsel açıklık gibi ölçütleri taşıması gerektiği vurgulanmaktadır (Sağlam, 2007). Dolayısıyla terim üretimi, salt sözcük bulma faaliyeti değil; bilimsel düşüncenin dil aracılığıyla düzenlenmesi ve aktarılması sürecidir.
Modern anlamda terminoloji biliminin kuramsal temelleri ise Eugen Wüster tarafından atılmıştır. Wüster’in 1931 tarihli Internationale Sprachnormung in der Technik adlı çalışmasıyla şekillenen yaklaşım, terimlerin yalnızca sözcükler olarak değil, belirli kavramlara karşılık gelen sistemli bir yapı içinde ele alınması gerektiğini ortaya koymuştur (Nedobity, 1983). Wüster’in geliştirdiği Genel Terminoloji Teorisi, kavram odaklı (onomasiolojik) yaklaşımı merkeze alarak bilimsel iletişimde açıklık, tutarlılık ve standardizasyonun sağlanmasını amaçlamaktadır (Trojar, 2017; Sager, 2004). Bu yaklaşıma göre terminolojik inceleme, önce kavram alanlarının belirlenmesini, ardından bu kavramlara karşılık gelen adlandırmaların değerlendirilmesini gerektirir. Böylece terminoloji çalışmaları yalnızca dil bilimin sınırları içinde kalan bir sözcük incelemesi olmaktan çıkmakta; bilgi yönetimi, çeviri ve teknik iletişim gibi alanlarla doğrudan ilişki kuran disiplinler arası bir nitelik kazanmaktadır (Fóris ve Faludi, 2020). Küderiulı’nın botanik terimlerine yönelik yapılacak yapısal inceleme de bu nedenle yalnızca kelime biçimlerini değil, kavramların hangi dilsel stratejilerle karşılandığını sorgulayan terminolojik bir analiz olarak ele alınmalıdır.
20. yüzyılın ilk çeyreğinde Kazak aydınları arasında şekillenen millî bilim dili oluşturma düşüncesi, terim üretimini eğitim politikalarının ayrılmaz bir parçası olarak görmüştür. Kazak çocuklarının erken eğitim dönemlerinden itibaren ana dillerine dayalı bir bilim diliyle karşılaşmaları gerektiği fikri, kavramsal öğrenmeyi kolaylaştırma ve kültürel aidiyeti güçlendirme amacıyla savunulmuştur. Bu yaklaşım doğrultusunda 1924 yılında Orenburg’da düzenlenen Kazak Bilim Adamları Kurultayı, Kazak terminolojisinin sistematik biçimde ele alındığı ilk resmî platformlardan biri olarak kabul edilmektedir. Eldes Omarulı tarafından sunulan bildiride, ders terimlerinin öncelikle Kazakçanın kendi söz varlığından türetilmesi, bu mümkün olmadığında diğer Türk dillerinden yararlanılması, uluslararası dolaşımda olan terimlerin ise Kazakçanın fonetik ve yapısal özelliklerine uyarlanması gerektiği belirtilmiştir (Qurmanbayulı, 2023). Benzer ilkeler 1926 Bakü Türkoloji Kongresi kararlarında da görülmekte; ilköğretimde yerel ve anlaşılır terimlerin, yükseköğretimde ise uluslararası uyumun gözetilmesi gerektiği vurgulanmaktadır. Böylece Kazak terminoloji politikalarının başından itibaren millîleşme ile bilimsel dolaşıma katılma arasında ikili bir denge arayışı taşıdığı anlaşılmaktadır.
Sovyetler Birliği döneminde ise bu denge büyük ölçüde Rusça ve Batı kökenli uluslararası terimlerin lehine değişmiş, birçok uzmanlık alanında doğrudan alıntı terimler yaygınlaşmıştır. Bu süreç, bilimsel standartlaşmayı kolaylaştırsa da Kazakçanın içsel türetme kapasitesinin geri plana itilmesine yol açmıştır (Sozaqbayqızı, 2007). Kazakistan’ın bağımsızlığından sonra millî terminoloji anlayışına yeniden vurgu yapılması, 1920’li yıllarda savunulan dil içi terimleştirme modelinin güncel bir tartışma konusu hâline geldiğini göstermektedir (Kahraman, 2014). Dolayısıyla erken cumhuriyet öncesi ve erken Sovyet dönemi terim üretim faaliyetleri, yalnızca tarihî bir dil olgusu değil; çağdaş Kazak terminolojisinin yönelimlerini anlamak bakımından da önem taşımaktadır.
Günümüzde Kazakistan’da botanik terminolojisine yönelik çalışmalar, dil bilimsel incelemelerden biyolojik araştırmalara kadar geniş bir yelpazede ele alınmaktadır. Bitki adlarının tarihî Türk lehçeleriyle ilişkisi, kültürel ve mitolojik çağrışımları, coğrafi adlandırmalardaki işlevi ve halk hekimliğindeki kullanımları gibi farklı boyutlar, botanik terminolojisinin çok disiplinli bir araştırma alanı olduğunu göstermektedir (Turikpenova, 2021; Oba, 2021; Shormakova, 2021). Bununla birlikte mevcut çalışmaların büyük bölümü bitki adlarının etimolojisi, kültürel içeriği veya çağdaş kullanımı üzerinde yoğunlaşmakta; erken dönem ders kitaplarında oluşturulan bilimsel botanik terimlerinin yapısal kuruluş mantığına yeterince odaklanmamaktadır. Bu durum, özellikle Alaş dönemi ve erken Sovyet geçiş evresinde türetilen botanik terimlerinin hangi dilsel yöntemlerle kurulduğu sorusuna sınırları net çerçeveyle çizilmiş cevap verememektedir.
Bu çerçevede Jumaqan Küderiulı’nın Ösimdiktanuw adlı eseri, Kazak Türkçesinin bilim dili olarak işlevselleştirilmesinde başvurulan terim üretme stratejilerini gözlemlemek bakımından önemli bir inceleme alanı sunmaktadır. Küderiulı’nın bu eserde kullandığı botanik terimler, bir yandan Kazakçanın söz varlığından yararlanma, bir yandan yapım ekleriyle yeni adlar oluşturma, diğer yandan açıklayıcı çok bileşenli terimler kurma gibi farklı dilsel mekanizmaları aynı metin içinde bir araya getirmektedir. Bu nedenle söz konusu terimler, yalnızca botanik alanına ait sözcükler olarak değil; Kazak terminoloji zihniyetinin yapısal tercihlerini gösteren veriler olarak değerlendirilmelidir.
Bu makale, Küderiulı’nın Ösimdiktanuw adlı eserinde yer alan botanik terimlerini yapı ve oluşum biçimleri bakımından incelemeyi amaçlamaktadır. İnceleme; basit (kök) terimler, ekleme yöntemiyle türetilen terimler ve birleştirme yöntemiyle türetilen terimler olmak üzere üç temel kategori üzerinden yürütülmektedir. Çalışmada terimlerin yalnızca biçimsel kuruluşları değil, kavramı karşılama stratejileri ve bilimsel iletişimde üstlendikleri açıklayıcı işlev de değerlendirilmekte; böylece Küderiulı’nın terim üretiminde Kazak Türkçesinin hangi içsel imkânlarını nasıl kullandığı ortaya konulmaktadır. Bu yönüyle çalışma, erken dönem Kazak botanik terminolojisini modern terminoloji kuramı ışığında ele alarak, dil, bilim ve kültür ilişkisini aynı analiz düzleminde buluşturmayı hedeflemektedir.
Yöntem
Bu çalışmada J. Küderiulı’nın Ösimdiktanuw (Botanik) adlı eserinde kullandığı Kazak Türkçesi botanik terimleri, yapı ve kavramı karşılama biçimleri bakımından incelenmiştir. Araştırmanın temel veri tabanını, Şerüwbay Qurmanbayulı’nın Alaş ve Terminoloji adlı eserinde “Jumaqan Küderiulı’nın 1930 Yılında Yayımlanan ‘Ösimdiktanuw’ (Botanik) Ders Kitabında Kullanılan Terimler” başlığı altında topluca verilen terim listesi oluşturmaktadır. Qurmanbayulı tarafından tespit edilen bu terimler, Küderiulı’nın ilgili eserinin dizin bölümüyle karşılaştırılmış; böylece çalışmaya dâhil edilen terimlerin metin içi varlığı doğrulanmış, ayrıca her bir terimin Rusça karşılığı yine eserin dizin kısmı esas alınarak belirlenmiştir. Bu yolla araştırmanın inceleme malzemesini oluşturan toplam 300 botanik terimi kesinleştirilmiştir.
Çalışmada öncelikle söz konusu 300 terimin tamamı biçim bilimsel kuruluşları esas alınarak sınıflandırılmıştır. Bu sınıflandırmada tek sözcükten oluşan ve kök niteliği taşıyan terimler “basit (kök) terimler”, yapım ekleriyle oluşturulan terimler “ekleme yöntemiyle türetilen terimler”, birden fazla sözcüğün birleşimiyle kurulan terimler ise “birleştirme yöntemiyle türetilen terimler” başlığı altında değerlendirilmiştir. Birleştirme terimler ayrıca bileşen sayılarına göre alt gruplara ayrılarak nicel dağılımları belirlenmiştir. Böylece Küderiulı’nın botanik kavramları adlandırırken hangi yapısal terim oluşturma yöntemlerine ne ölçüde başvurduğu ortaya konulmuştur.
Araştırmanın amacı bütün terimleri tek tek sözlük maddesi mantığıyla açıklamak değil, terim üretiminde kullanılan yapısal modelleri tespit etmek olduğundan, ayrıntılı dil bilimsel çözümleme için her kategori içinden temsil gücü yüksek örnekler seçilmiştir. Örnek terimlerin belirlenmesinde, ilgili terim kurma yönteminin işleyişini açık biçimde yansıtan, yapı bakımından tipik özellik taşıyan ve kavramı karşılama stratejisini görünür kılan örneklere öncelik verilmiştir. Dolayısıyla çalışmada ayrıntılı olarak incelenen terimler rastgele seçilmiş unsurlar değil, amaçlı örnekleme yoluyla belirlenen temsilî veriler niteliğindedir. “Basit (Kök) Terimler” başlığında özellikle genel dilde mevcut kelimelerin bilimsel kavrama aktarılmasıyla oluşan örneklere ağırlık verilmiş; ekleme yöntemiyle ve birleştirme yöntemiyle türetilen terimlerde ise aynı kuruluş modelinin çok sayıda örnekte tekrar etmesi nedeniyle yöntemin işleyiş mantığını gösterecek belirgin numunelerle yetinilmiştir.
Ayrıntılı incelemeye tabi tutulan örnek terimlerde iki yönlü bir çözümleme uygulanmıştır. İlk olarak terimlerin Türkçe karşılıkları belirlenmiş, bu aşamada Toker’in Bitki Morfolojisi adlı eserinden yararlanılmıştır. İkinci olarak terimleri meydana getiren bileşenlerin sözlük anlamları ve genel dildeki kullanımları, Qazaq Ädebiy Tiliniŋ Sözdigi On Bes Tomdıq (15 Ciltlik Kazak Edebi Dilinin Sözlüğü) esas alınarak açıklanmıştır. Böylece terimlerin yalnızca biçimsel kuruluşları değil, kavramın hangi anlamsal çağrışımlar üzerinden karşılandığı da değerlendirilmiştir. Bu yöntem sayesinde, Küderiulı’nın botanik terimlerini oluştururken Kazak Türkçesinin söz varlığı, yapım ekleri ve çok bileşenli adlandırma imkânlarından nasıl yararlandığı yapısal ve anlamsal düzlemde birlikte ortaya konulmuştur.
Bulgular
J. Küderiulı’nın Ösimdiktanuw adlı eserinde yer alan ve bu çalışma kapsamında incelenen 300 botanik terimi, yapı bakımından basit (kök) terimler, ekleme yöntemiyle türetilen terimler ve birleştirme yöntemiyle türetilen terimler olmak üzere üç ana grupta değerlendirilmiştir. Bu sınıflandırma yapılırken terimlerin tek sözcükten oluşup oluşmaması, yapım ekleriyle türetilme durumu ve birden fazla sözlüksel unsurun birleşmesiyle meydana gelip gelmemesi esas alınmıştır. İnceleme sonucunda, Küderiulı’nın botanik kavramlarını adlandırırken hem mevcut söz varlığından yararlandığı hem de Kazak Türkçesinin türetme ve birleştirme imkânlarını sistemli biçimde kullandığı görülmüştür. Aşağıda bu üç gruba giren terimler ayrı başlıklar altında ele alınmıştır.
Basit (Kök) Terimler
Bu tasnifte yer alan basit (kök) terimler, tek sözlük birimi hâlinde kullanılan terimlerdir. Bu grupta yer alan terimlerin bir kısmı doğrudan botanik kavramını karşılamak üzere kullanılan yalın adlardan oluşurken bir kısmı ise genel dilde mevcut olan kelimelerin anlam genişlemesi veya metaforik aktarım yoluyla terimleşmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Ayrıca sınırlı sayıda yabancı kökenli kelimenin de bu grup içerisinde yer aldığı görülmektedir. Dolayısıyla basit terimler, Küderiulı’nın yalnızca yeni sözcük türetme yoluna gitmediğini; gerekli durumlarda mevcut kelimeleri terimleştirerek veya ödünç unsurları uyarlayarak kavram karşılığı oluşturduğunu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.
Basit (kök) terimler kategorisi, yalnızca etimolojik bakımdan kök durumundaki biçimleri değil; çağdaş Kazak Türkçesinde tek sözlük birimi olarak algılanan ve eş zamanlı dil bilinci açısından çözümlemeye tabi tutulmayan türemiş tabanları da kapsayacak biçimde değerlendirilmiştir. Bu nedenle butaq, buwın, qabıq, qawız, qışqıl, jemis, sabaq, şeşek, tamır, topıraq, tuğır ve tüyin gibi bazı terimler tarihî-etimolojik açıdan yapım ekleriyle oluşmuş gövdeler olsa da, bunlar Küderiulı tarafından botanik kavramlarını karşılamak amacıyla yeniden türetilmiş terimler değildir. Söz konusu kelimeler genel dilde mevcut bulunan ve botanik alanında terimleşerek kullanılan söz varlığı unsurlarıdır. Buna karşılık çalışmada “ekleme yöntemiyle türetilen terimler” başlığı altında değerlendirilen analıq, atalıq vb. örnekler, doğrudan Küderiulı’nın belirli kavramları karşılamak amacıyla yapım ekleri aracılığıyla oluşturduğu terimlerdir. Dolayısıyla tasnifte belirleyici ölçüt, kelimenin tarihî kökeninden ziyade terimin terminolojik oluşturulma biçimi ve Küderiulı’nın türetici müdahalesinin bulunup bulunmamasıdır. Bu tasnifte yer alan “basit (kök) terimler” şunlardır:
bakter ‘bakteri’, börenke ‘huni’ (Rus. voronka), buta ‘çalı’, butaq ‘dal, budak’, buwın ‘eklem, segment’, dän ‘tane’, japıraq ‘yaprak’, jelek ‘taçyaprak’, jemis ‘meyve’, jınıs ‘cins’, jip ‘ip’, kebek ‘kepek’, kraxmal ‘nişasta’, külte ‘çiçek tacı, taç’ (Rus. vençik), murt ‘bıyıkçık’ (Rus. usı veya usiki), qabıq ‘kabuk’, qawız ‘kabuk, kılıf’, qışqıl ‘asit’, sabaq ‘sap’, saxar ‘alkali’, surıp ‘grup, tür’, şeşek ‘çiçek’, tamır ‘damar’, tegewrin ‘spor’, topıraq ‘toprak’, tozaŋ ‘polen’, tuğır ‘pedikül’, tuqım ‘tohum’, tür ‘tür’, tüyin ‘düğüm’ (Lat. “nodus”, yan organların - dallar, yapraklar, tomurcuklar, alt kökler - oluşturduğu sapın bir bölümüdür).
Bu tasnifte yer alan bakter ‘bakteri’, börenke ‘huni’, jınıs ‘cins’, kraxmal ‘nişasta’, saxar ‘alkali’, tuqım ‘tohum’ terimleri yabancı kökenlidir.
Bazı basit (kök) terimlerin, genel kullanımdaki kelimelerin terimleşmesi aracılığıyla türetildiği görülmektedir. Genel kullanımdaki kelimelerin terimleşmesine örnek olarak buwın ‘eklem, segment’, jelek ‘taç yaprak’, tamır ‘damar’, tegewrin ‘spor’ ve tozaŋ ‘polen’ terimleri gösterilebilir:
Kaz. buwın ‘eklem, segment’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 96)
Rus. узлы (Küderiulı, 1927, s. 131)
TT düğüm (nod) (Toker, 2004, s. 124)
Buwın1 zat. 1. < lat. articulatio > anat. insan ya da hayvan kemiklerinin bağlantı noktası. 2. bot. bitki saplarında yaprak ya da tomurcuğun bağlantı noktası (KETS, III, 2006, s. 615). Buwın terimi, Kazak Türkçesinde genel dilde “eklem, bağlantı noktası” anlamlarında kullanılan Türkçe kökenli bir kelimedir. Küderiulı tarafından bu kelimenin bitki gövdesinde yaprak, tomurcuk veya yan organların bağlandığı noktayı karşılayacak biçimde terimleştirildiği görülmektedir. Dolayısıyla burada yeni bir sözcük türetiminden ziyade mevcut bir kelimenin anlam genişlemesi ve metaforik aktarım yoluyla bilimsel kavrama uyarlanması söz konusudur. Türkiye Türkçesinde aynı kavram için Türkçe kökenli düğüm terimi kullanılmakla birlikte botanik literatürde Latince nod(us) kökenli adlandırmalara da rastlanmaktadır. Bu durum, Küderiulı’nın mümkün olduğunca halk dilinde yer alan yerli unsurları bilim dili içerisine aktarma eğiliminde olduğunu göstermektedir.
Kaz. tegewrin ‘spor’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 97)
Rus. шпорец (Küderiulı, 1927, s. 132)
TT spor (Toker, 2004, s. 130)
Tegewrin1 zat. avcı kuşun üç tırnağı karşısındaki kemik gibi sert olan tek tırnak (KETS, XIV, 2011, s. 84).
Tegewrin terimi, Kazak Türkçesinde genel kullanımda “mahmuz, çıkıntı, pençe benzeri uzantı” anlamı taşıyan bir kelimedir. Küderiulı, çiçekte dışa doğru uzanan ve biçimsel olarak mahmuz ya da tek parmaklı bir çıkıntıyı andıran yapıyı adlandırırken bu kelimeyi tercih etmiştir. Böylece terim, nesneler arası biçim benzerliğine dayalı metaforik adlandırma yoluyla bilimsel terminolojiye kazandırılmıştır. Kavramın adlandırılmasında doğrudan yabancı kökenli spor terimi yerine betimleyici ve görsel çağrışımı güçlü bir unsurun kullanılması, Küderiulı’nın kavramı öğrencinin zihninde somutlaştırmayı amaçlayan pedagojik bir terminoloji anlayışına sahip olduğunu göstermektedir. Türkiye Türkçesinde ise aynı kavramın daha çok Batı dillerinden geçen spor kelimesiyle karşılandığı görülmektedir.
Kaz. jelek ‘taç yaprak’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 96)
Rus. лепесток (Küderiulı, 1927, s. 133)
TT taç yaprak (Toker, 2004, s. 130)
Jelek1 zat. genç gelinlerin başörtüsü üzerinden iki yana saldığı beyaz renkli ipek kumaş (KETS, VI, 2011, s. 290).
Jelek terimi, Kazak kültür hayatında gelin başlığına bağlı ince ve süslü örtü anlamında kullanılan Türkçe kökenli bir kelimedir. Küderiulı bu kelimeyi çiçeğin gösterişli ve dışa açılan renkli bölümünü adlandırmak için kullanmış, böylece gündelik yaşamdaki estetik bir unsur ile bitkinin görsel niteliği arasında benzerlik kurmuştur. Bu kullanım, terimin metaforik aktarım yoluyla oluşturulduğunu göstermektedir. Taç yaprakların çiçeğin dış görünüşünü belirleyen süslü yapısı ile jelek adı verilen bez parçasının görsel işlevi arasında kurulan bu çağrışım, adlandırmanın yalnızca dilsel değil kültürel bir zemine de dayandığını ortaya koymaktadır. Türkiye Türkçesinde bu kavram için yine Türkçe kökenli taç yaprak teriminin kullanılması, iki lehçede de benzer şekilde somut ve benzetmeye dayalı yerli adlandırma eğiliminin bulunduğunu göstermektedir.
Kaz. tozaŋ ‘polen’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 101)
Rus. пыльца (Küderiulı, 1927, s. 132)
TT polen (Toker, 2004, s. 128)
Tozaŋ1 1. eşya üzerine konan veya havada uçan incecik toz 2. kalın toz, toprak 3. anlamsız boş şey 4. kaygı, endişe (KETS, XIV, 2011, s. 202).
Tozaŋ2 zat. bot. < lat. pollen > çiçekteki erkek organ polen yuvasına ulaşacak olan polen taneleri (KETS, XIV, 2011, s. 203).
Tozaŋ kelimesi, Kazak Türkçesinde genel dilde “ince toz, havada uçuşan küçük parçacıklar” anlamına gelen Türkçe kökenli bir sözcüktür. Küderiulı tarafından bu kelimenin çiçeklerde bulunan ve görünüş bakımından ince toz zerreciklerini andıran polen tanelerini karşılamak üzere terimleştirildiği anlaşılmaktadır. Burada kavramın fiziksel görünüşünden hareketle mevcut bir genel dil unsurunun bilimsel kavrama aktarılması söz konusudur. Böylece soyut ve yabancı bir terim yerine kullanıcı tarafından doğrudan algılanabilir somut bir görüntü üzerinden kavramsallaştırma yapılmıştır. Türkiye Türkçesinde ise bu kavramın daha çok Latince pollen kökenli polen kelimesiyle karşılanması, Küderiulı’nın yerli ve anlaşılır adlandırma tercihinin ayırt edici yönünü ortaya koymaktadır.
Kaz. tamır (Qurmanbayulı, 2023, s. 99)
Rus. корень (Küderiulı 2023: 131)
TT kök (Toker, 2004, s. 126)
tamır zat. 1. bot. < grek. rhiza > su ile gerekli besinleri (bitkilere) ulaştıran uzuv. 2. anat. kan dolaşım yolu (KETS, XIII, 2011, s. 682).
Tamır kelimesi Kazak Türkçesinde genel kullanımda daha çok “damar, damarsal hat, iletim yolu” anlamlarında kullanılan Türkçe kökenli bir sözcüktür. Küderiulı bu kelimeyi bitkinin toprak altındaki besin ve su taşıyan ana organını adlandırmak için kullanmıştır. Böylece canlı bedenindeki dolaşım sistemi ile bitkinin besin iletim sistemi arasında işlevsel benzerlik kurulmuş ve kelime metaforik anlam genişlemesi yoluyla terimleşmiştir. Bu tercih, Küderiulı’nın botanik kavramları insan bedeninden veya gündelik hayattan bilinen işlevlerle ilişkilendirerek açıklanabilir kılmaya çalıştığını göstermektedir. Türkiye Türkçesinde aynı kavram için Türkçe kökenli kök kelimesi kullanılmakla birlikte Kazak Türkçesindeki tamır kullanımı işlev odaklı metaforik terimleştirmeye daha açık bir örnek oluşturmaktadır.
Ekleme Yöntemiyle Türetilen Terimler
Ekleme yöntemiyle türetilen terimler, Kazak Türkçesinin yapım ekleri kullanılarak yeni kavram adlarının oluşturulduğu terimlerdir. Bu grupta özellikle isimden isim yapan eklerin işlek biçimde kullanıldığı; mevcut köklerin küçültme, benzetme, aidiyet veya nitelik bildiren eklerle yeni botanik anlamlar kazandığı görülmektedir. Küderiulı’nın bu yolla oluşturduğu terimler, dilin iç kaynaklarını işletme bakımından bilinçli bir terim yapma anlayışına işaret etmektedir. Aşağıdaki örneklerde görüleceği üzere türetilen terimlerin önemli bir bölümü, temel sözlük anlamı korunmakla birlikte botanik bağlamda özelleşmiş kavramları karşılamaktadır.
analıq ‘dişicik’, astawşa ‘çukurcuk’ (Rus. kyuvet), atalıq ‘başçık’, ayaqşa ‘ayakcık’, burqırama, dändik ‘bitki tohumu, taneceği’, eritindi ‘çözelti’, japıraqşa ‘küçük yaprak, yaprakçık’, jarılşaq, jipşe ‘ipçik’ (Rus. fibrilla), ösimdik ‘bitki’, qalbırşa ‘kapsül, koruncak’, qaltaşa ‘(bitkide) cepçik’, qaptawış ‘kaplama’, qıyıqşa ‘(bitkideki) kesik’, sabaqşa ‘bitkinin küçük sapı’, solqıldaq ‘elastik, esnek bitkiler’, şirindi ‘çürüme, çeşitli kalıntılarının biyokimyasal ayrışmasının bir sonucu olarak oluşan kahverengi rengi karmaşık hafif toprak şeklindeki malzeme adıdır, gübre’, tamırşa ‘ince, kılcal kök’, tostağanşa ‘çanak yaprak’, tozaŋdıq ‘anter’, tuqımdas ‘aynı cinsten olanlar, aynı türden, giller’ (Rus. semeystva rasteniy), tuqımşa ‘aken’, tütikşe ‘tüp, borucuk’, uşırğış ‘makine’, uyaşa ‘yuvacık, hücrecik’, uyaşıq ‘yuvacık, hücrecik’. Ekleme yöntemiyle türetilen bazı terimlerin yapısal özelliklerine ait açıklamalar şu şekildedir:
Kaz. analıq ‘dişicik’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 95)
Rus. пестик (Küderiulı, 1927, s. 130)
TT dişi organ (Toker, 2004, s. 124)
Analıq3 zat. bot. bitkilerin üremesiyle ilgili olarak döllenmenin gerçekleştiği erkek organın zıttı olan organ (KETS I 2006: 500).
Küderiulı tarafından türetilen analıq terimi, Kazak Türkçesinde “anne” anlamına gelen ana ismine +lıq isimden isim yapma ekinin getirilmesiyle oluşturulmuştur. Terimin teşkilinde doğrudan annelik, dişilik çağrışımı taşıyan bir temel isimden hareket edilmesi, kelimenin sözlüksel anlamıyla bilinçli bir ilişki kurulduğunu göstermektedir. Bu yönüyle terim yalnızca biçimsel olarak değil, anlamsal motivasyon bakımından da yerli ve açıklayıcı bir nitelik taşımaktadır. Türkiye Türkçesinde bu kavram için dişicik, dişi organ, dişilik organı gibi Türkçe karşılıklar bulunsa da bilimsel literatürde Latince kökenli ginekeum teriminin de kullanıldığı görülmektedir.
Kaz. atalıq ‘başçık’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 95)
Rus. тычинка (Küderiulı, 1927, s. 130)
TT erkek organlar (Toker, 2004, s. 124)
Atalıq3 zat. biol. 2. çiçeğin üreme organı (KETS, II, 2006, s. 93)
Atalıq terimi, Kazak Türkçesinde “baba” anlamındaki ata ismine +lıq isimden isim yapma ekinin eklenmesiyle türetilmiştir. Böylece analıq teriminin karşıtı olarak erkek üreme organını karşılayan simetrik bir adlandırma sistemi kurulmuştur. Dişi ve erkek üreme organlarının ana/ata kavram çiftine dayalı biçimde adlandırılması, Küderiulı’nın yalnızca terim türetmekle kalmayıp kavram alanı içinde iç tutarlılığı gözeten bir terminolojik ağ oluşturduğunu göstermektedir. Türkiye Türkçesinde bu kavram için erkek organ, başçık gibi karşılıkların yanı sıra Latince kökenli stamen terimi de kullanılmaktadır.
Kaz. tostağanşa ‘çanak yaprak, kaliks’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 95)
Rus. чашелистик (Kaz. tostağanşa japıraq) (Küderiulı, 1927, s. 131)
TT çanak yapraklar (Toker, 2004, s. 123)
tostağan 1. ağaçtan yapılan küçükçe yuvarlak tabak (KETS, XIV, 2011, s. 309)
tostağanşa 2. bot. çiçek çanağı (KETS, XIV, 2011, s. 310)
Tostağanşa terimi, “tas, çanak” anlamındaki tostağan ismine +şa isimden isim yapma ekinin getirilmesiyle türetilmiştir. Kelimenin temel anlamındaki kap biçimi ile çiçeğin dış kısmını kuşatan çanak yaprakların görünüşü arasında kurulan benzerlik, bu adlandırmanın hem ekleme yöntemiyle türetmeye hem de görsel çağrışıma dayandığını göstermektedir. Küderiulı burada genel dilde somut bir nesneyi ifade eden yerli bir kelimeyi küçültme/benzetme ekiyle botanik bir kavrama dönüştürmüştür. Türkiye Türkçesinde de aynı kavram için benzer şekilde Türkçe kökenli çanak yaprak teriminin kullanılması dikkat çekicidir.
Kaz. sabaqşa ‘sapçık’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 96)
Rus. стебелек (Küderiulı, 1927, s. 134)
TT filement (Toker, 2004, s. 124)
Sabaq1 zat. bot. < grek. kaulos > bitkinin yer altı ile yer üstündeki kısımları arasında bağlantıyı sağlayan parça, dalın yetiştiği ana kısım (KETS, XII, 2011, s. 508)
sabaqşa ana saptan yetişen ek küçük sap (KETS, XII, 2011, s. 511)
Sabaqşa terimi, sabaq ismine +şa isimden isim yapma ekinin eklenmesiyle elde edilmiştir. Böylece ana sapla ilişkili fakat ondan daha küçük veya ikincil nitelikte olan bir unsur adlandırılmıştır. Küçültme ve benzetme işlevi taşıyan bu ek sayesinde terim, kavramın botanik yapı içindeki hiyerarşik konumunu da açık biçimde yansıtmaktadır. Terimin biçimsel kuruluşu, ana kavramdan hareketle alt kavram üretme stratejisinin başarılı bir örneğini teşkil etmektedir. Türkiye Türkçesinde bu kavram için sapçık karşılığı kullanılmakla birlikte özellikle akademik terminolojide Latince kökenli filament terimine de rastlanmaktadır.
Kaz. qaltaşa ‘bitkide cepçik’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 101)
Rus. стручек (Küderiulı, 1927, s. 135)
TT silikula (Toker, 2004, s. 129)
Qalta1 zat. 1. Kıyafetin göğüs vb. kısımlarına ufak tefek eşya koymak için dikilen ek bölümü (KETS, IX, 2011, s. 151)
Qaltaşa terimi, “cep, kese” anlamındaki qalta ismine +şa isimden isim yapma ekinin getirilmesiyle oluşturulmuştur. Terimin türetiminde, bitkide tohum veya küçük parçaları muhafaza eden yapının bir cep yahut kese görünümünde tasavvur edildiği anlaşılmaktadır. Bu bakımdan adlandırma hem ekleme yöntemiyle türetmeye hem de gündelik dildeki somut nesne adının metaforik genişlemesine dayanmaktadır. Küderiulı’nın bu tür terimlerde halkın zihninde kolayca canlanabilecek nesneleri esas alarak bilimsel kavramları açıklanabilir hâle getirdiği görülmektedir. Türkiye Türkçesinde ise bu kavram için yer yer Türkçe açıklayıcı karşılıklar bulunsa da yaygın olarak Latince kökenli silikula terimi kullanılmaktadır.
Birleştirme Yöntemiyle Türetilen Terimler
Birleştirme yöntemiyle oluşturulan terimler, iki veya daha fazla sözlüksel unsurun bir araya getirilmesiyle meydana gelen terim yapılarıdır. İncelenen malzemede bu grubun diğer iki kategoriye göre oldukça geniş bir yer tuttuğu görülmektedir. Özellikle niteleyen + nitelenen, tamlayan + tamlanan ve sıfat + isim kuruluşundaki yapılar, botanik kavramların ayrıntılı biçimde adlandırılmasına imkân sağlamıştır. Bu durum, Küderiulı’nın yalnızca tek sözcüklü karşılıklar üretmek yerine kavramın ayırıcı özelliklerini doğrudan terim bünyesine yansıtan açıklayıcı adlandırmalara yöneldiğini göstermektedir. Birleştirme terimler, bileşen sayılarına göre aşağıda alt gruplar hâlinde değerlendirilmiştir.
İki Bileşenden Oluşan Terimler
İsim Tamlaması Yapısındaki Terimler. ağaş süyegi ‘ağaç iskeleti’, analıq awzı // awız ‘dişicik tepesi’, analıq moynı // moyın ‘polen borusu’, analıq şaŋı ‘dişicik tozu’, analıq şaşaq // analıq şaşağı ‘dişicik saçağı’, analıq tuqımşası ‘dişicik tohumu, yumurtası’, atalıq şaşağı ‘başçık saçağı’, balaq japırağı, balaq japıraqşası, bitim (tuqım bitimi) ‘tohum yapısı, şekli’, bitim qolqası, bitim bürşik ‘olgun tomurcuk’, bür japıraq ‘tomurcuk şeklindeki yapraklar’, bürlik jatını / bürlik ‘tomurcuk dölü’, dımqıldık sıyımı ‘nem oranı’, gül japıraq ‘çiçekli yaprak’, gül japıraqşası ‘çiçek yaprağı’, gül jelegi ‘çiçek taç yaprağı’, japıraq büri ‘yaprak tomurcuğu’, japıraq sabağı ‘yaprak sabı’, japıraq tesigi ‘yaprak deliği’, japıraq tügi ‘yaprak tüyü’, japıraqtıŋ beti ‘yaprak yüzeyi’, jemistiŋ eti ‘meyvenin yenilen kısmı’, kraxmal deni ‘nişastalı tane’, kraxmal tüyirşikteri ‘nişasta tanecikleri’, külteli küli, lakmus qağazı / qubılmalı qağaz ‘turnusol kâğıdı’, maqtanıŋ qusığı ‘pamuk kalıntısı, tozu, kusuğu’, mineral zattar ‘mineral maddeler’, ösimdik müsini ‘bitki yapısı’, ösimdik uyaşıqtarı ‘bitki hücreleri’, ösimdiktiŋ tamaqtanuwı ‘bitkilerin beslenmesi’, ösimdiktiŋ üyigüwi ‘bitkilerin tozlaşması’, qayıŋnıŋ büri ‘kayın ağacının tomurcuğu’, qışqıl kömir ‘karbon’, sabaq buwını ‘sap eklemi’, şaŋmen ösüw ‘tozlaşma’, tınıs joldarı ‘solunum yolu’, tozaŋ uyası ‘polen yuvaları’, tuqım jolı ‘tohum borusu’, tuqım mamığı ‘tohum tüyü’, tuqım qabığı ‘tohum kabuğu’, tuqım şığımdılığı ‘tohumun verimliliği’, tuqımnıŋ qabığı ‘tohumun kabuğu’, tuqımnıŋ öskeleŋdigi ‘tohumun üretkenliği’, tuqımnıŋ qurılısı ‘tohumun yapısı’, tuqımnıŋ şımıldığı ‘tohum perdesi’, tütikşe jol ‘boru yolu’.
Sıfat Tamlaması Yapısındaki Terimler. alğaşqı japıraqşa ‘yaprakçık’, aqsar topıraq ‘aksarı toprak’, aqtaŋdaq topıraq ‘gri siyah beyaz karışımlı renkli toprak’, astılı analıq ‘altlı dişicik’, aşılmalı jemis ‘açılan meyve’, ayıl japıraq ‘bant, zar şeklindeki yapraklar’, aynalmalı japıraq ‘sarılan (sarmal) yaprak’, aynalmalı jol / aynalmalı tütikşe ‘dolanmalı (sarmal) boru’, balşıq topıraq ‘çamur, kil toprak’, balşıqtı topıraq ‘çamurlu toprak’, bir şeşekti ‘tek çiçekli’, birbetti japıraq ‘tek taraflı yaprak’, birjıldıq ösimdik ‘bir yıllık bitki’, birjıldıq sabaq ‘bir yıllık bitki sapı’, birüyli ösimdik (İng. monoicous), bitew jemis ‘kapalı meyve’, boz topıraq / bozğılt topıraq ‘boz toprak’, bozdan qabı, butaqtı bür ‘dallı tomurcuk’, butaqtı tamır / tarmaqtı tamır ‘dallı kök’, doğal üyşik ‘parankima’, domalaq tamır ‘yuvarlak kök’, eki ağayındı ‘çift yaprak’, eki şeşekti ‘çift çiçekli’, ekijıldıq ösimdik ‘iki yıllık bitki’, ekijıldıq sabaq ‘iki yıllık bitki’, ekiüyli ösimdik (İng. dioecy), etti jemis ‘etli meyve’, işki kawız ‘iç kabuk’, jabayı ösimdik ‘yabani bitki’, jalğan jemis ‘yalancı meyve’ (Rus. plod lojnıy), jazıq japıraq ‘düz ve geniş yaprak’, jelili sabak ‘ağlı sap’, jemissiz tuqım ‘meyvesiz tohum’, jemisti tuqım ‘meyveli tohum’, jibek tamır ‘ipek şeklindeki kök’, jubaylı şeşek ‘eşli çiçek’, jubaysız şeşek ‘eşsiz çiçek’, jumır japıraq ‘yuvarlak yapraklar’, jumsaq bölik ‘yumuşak bölüm’, jup tamır ‘çift kök’, juqa qabıq ‘ince kabuk’, kök topıraq / qara kök topıraq ‘siyah yeşil toprak’, kökşe dän / kökşe tüyir ‘klorofil tanesi’, kökşe topıraq ‘yeşilimsi toprak’, köp şeşekti ‘çok çiçekli’, köpbetti japıraq ‘iki taraflı yaprak’, köpjıldıq ösimdik ‘çok yıllık bitki’, kum topıraq ‘kumlu toprak’, kül topıraq ‘kül rengi toprak’, masaqtı şeşek ‘başaklı çiçek’, may topıraq ‘yağlı toprak’, nokat bakter ‘koksi’, oralmalı jol ‘dönmeli yol’, oralmalı sabaq ‘sarılan sap’, önimdi butaq ‘üretken dal’, ösimdi butaq ‘bitkisel dal’, özekti zat ‘organik madde’, qalıŋ qabıq ‘kalın kabuk’, qaptama japıraq ‘kaplama yaprak’, qara topıraq ‘kara toprak’, qatarlı analıq ‘sıralı dişicik’, qızğılt topıraq ‘kırmızımsı toprak’, qızıl topıraq / qızıl koŋır topıraq ‘kırmızı kahverengi toprak’, qoŋır topıraq ‘kahverengi toprak’, qos japıraq ‘çift yaprak’, qula topıraq ‘kirli sarı toprak’, qumayt topıraq ‘kumlu tınlı toprak’, quray sabaq ‘kuru sap’, qurğaq jemis ‘kuru meyve’, quwıs tamır ‘boşluklu kök’, saban sabaq ‘saman sap’, sarı topıraq / qurım topıraq ‘sarısımsı toprak’, sawsaq japıraq ‘parmak şeklindeki yaprak’, saz topıraq ‘killi toprak’, sırtqı qabıq ‘dış kabuk’, sırtqı qawız ‘dış kabuk’, sopaq bakter ‘batsek’, soyaw sabaq ‘çıplak sap’, soyma qabıq ‘soyulmuş kabuk’, sur topıraq ‘gri toprak’, süyeksiz jemis ‘çekirdeksiz meyve’, süyekti jemis ‘çekirdekli meyve’, süzgili jol ‘süzgülü yol’, süzgili ıdıs ‘süzgülü kap’, şala şeşek ‘yarım çiçek’, şaŋdı ösimdik ‘tozlu bitki’, şel qabıq ‘zarlı kabuk’, şeşeksiz ösimdik(ter) ‘çiçeksiz bitki(ler)’, şeşekti ösimdik(ter) ‘çiçekli bitki(ler)’, şöl topıraq ‘çöl toprağı’, tal japıraq ‘ince dalcık şeklindeki yaprak’, tamır büri ‘kök tomurcuğu’, tekemoyın japıraq ‘teke boynu şeklindeki yaprak’, teri qabıq ‘deri kabuk’, tik sabaq ‘düz sap’, tizbeli bakter ‘streptokok’, tolıq şeşek ‘tam çiçek’, toŋ topıraq ‘buzlanmış, donmuş toprak’, tuz topıraq ‘tuzlu toprak’, tük tamır ‘kıllı kök’, tüksiz bakter ‘tüysüz bakteri’, tükti bakter ‘tüylü bakteri’, tüp topıraq ‘dip toprağı’, tüyindi ösimdik ‘düğümlü bitkiler’, üstili analıq ‘üst dişicik’, üşkirli üyşik ‘parezenkimal’.
Üç Bileşenden Oluşan Terimler
İsim Tamlaması Yapısındaki Terimler. japıraqtıŋ jumsaq böligi ‘yaprağın yumuşak kısmı’, japıraqtıŋ juqa qabığı ‘yaprağın ince kabuğu’, topıraqtıŋ jıluw sıyımı ‘toprağın ısınma derecesi’, topıraqtıŋ siŋirgiştik qasiyeti ‘toprağın emme özelliği’, tuqımnıŋ şarwaşılıq jaramdılığı ‘tohumun işe uygunluğu’.
Sıfat Tamlaması Yapısındaki Terimler. ağaş tamırlı ösimdik ‘ağaç köklü bitki’, aqşıl sarı topıraq ‘akçıl sarı toprak’, aşıq tuqımdı ösimdik ‘açık tohumlu bitki’, ayırıq jelekti ösimdikter ‘dallanan taç yapraklı bitkiler’, bir dändi ösimdikter ‘tek taneli bitkiler’, bütin jiyekti japıraq ‘kenarları düz yaprak’, dara dändi tuqım ‘iri taneli tohum’, eki dändi ösimdikter ‘çift taneli bitkiler’, iyrek jiyekti japıraq ‘eğri, eğik kenarlı yapraklar’, jabıq tuqımdı ösimdik ‘kapalı tohumlu bitki’, jalaŋaş tuqımdı ösimdikter ‘çıplak tohumlu bitkiler’, jay japıraqtı ösimdik ‘basit yapraklı bitkiler’, jeke jelekti ösimdikter ‘tek taçyapraklı bitkiler’, jeke jelekti şeşek ‘tek taç yapraklı çiçek’, jırıq jiyekti japıraq ‘kesik kenarlı yapraklar’, joğarı tüyindi ösimdik ‘üst düğümlü bitkiler’, köpjıldıq juwan sabaq ‘çok yıllık kalın bitki sapı’, köpsawsak japıraqtı ösimdik ‘çok dallı yapraklı bitkiler’, mayda balşıq topıraq ‘ince killi toprak’, qatar japıraqtı ösimdik ‘çift yapraklı bitki’, qızıl küreŋ topıraq ‘kırmızı gri toprak’, qunarlı şirindi topıraq ‘verimli siyah toprak’, tarama tamırlı ösimdik ‘dallanma köklü bitki’, tegis jiyekti japıraq ‘düz kenarlı yapraklar’, tik quray sabaq ‘dik ve kuru sap’, tört qırlı sabaq ‘dört uçlu sap’, tutas jelekti şeşek ‘tamamen taç yapraklı çiçek’, tutas jelekti ösimdikter ‘tamamen taçyapraklı bitkiler’, tüssiz şeşekti ösimdikter ‘renksiz çiçekli bitkiler’, urşıq jumır tamır ‘iğ şeklindeki kök’, üş japıraqtı ösimdik ‘üç yapraklı bitki’.
Dört Bileşenden Oluşan Terimler
İsim Tamlaması Yapısındaki Terimler. qabıq işindegi jartı dän ‘kabuk içindeki yarım tane’.
Sıfat Tamlaması Yapısındaki Terimler. eki bölek dändi tuqım ‘iki parça taneli tohum’, jelegi murja sıqıldı şeşek / jelegi murja tildi şeşek ‘taç yaprağı baca şeklindeki çiçek’, jelegi til sıqıldı şeşek ‘taç yaprağı dil şeklindeki çiçek’.
Birleşik İsim Yapısında Olan Terimler
aramtamaq ‘parazit’, asılşını ‘mikroskop’, buwınqap (japıraqtıŋ buwınqabı) ‘eklem torbası’, jarıqtuwım ‘fosfor’, jemisqap ‘perikarp’ (Lat. pericárpium), ottegi ‘gaz’, qışkıltuwım ‘oksijen’, suwtuwım ‘hidrojen’, şaŋqap ‘toz torbası’, şaŋsabaq ‘toz sapı’, şeşekqap ‘çiçek torbası’, tozaŋqap ‘polen torbası’, tuqımqap ‘tohum torbası’, urıqqap ‘tohum torbası’.
Birleştirme yöntemiyle türetilen bazı terimlerin yapısal özelliklerine ait açıklamalar şu şekildedir:
Kaz. analıqtıŋ moynı ‘polen borusu’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 96)
Rus. столбик (Küderiulı, 1927, s. 130)
TT polen tüpü (Toker, 2004, s. 128)
Analıq3 zat. bot. bitkilerin üremesiyle ilgili olarak döllenmenin gerçekleştiği erkek organın zıttı olan organ (KETS, I, 2006, s. 500).
moyın zat. 1. anat. insan ve hayvanların başını gövdeyle birleştiren vücut uzvu (KETS XI 2011: 260)
Analıqtıŋ moynı terimi iki bileşenli belirtili ad tamlaması yapısında kurulmuş birleştirme bir terimdir. Terimin ilk bileşeni olan analıq, ana ismine +lıq ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş morfolojik bir terim; ikinci bileşen olan moyın ise genel dilde “boyun” anlamında kullanılan bir kelimedir. Küderiulı bu iki unsuru bir araya getirerek dişi organın ince ve uzantı görünümündeki bölümünü adlandırmıştır. Böylece ekleme yöntemiyle elde edilen bir terim, ikinci bir Türkçe unsurla birleştirilerek yeni ve daha özel bir botanik kavrama karşılık hâline getirilmiştir. Terimi oluşturan her iki bileşenin de Türkçe kökenli olması, kavramın bütünüyle yerli dil malzemesiyle karşılandığını göstermektedir. Türkiye Türkçesinde ise aynı kavram için polen tüpü ya da stilus kökenli adlandırmaların kullanıldığı görülmektedir.
Kaz. analıqtıŋ awzı ‘dişicik tepesi’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 96)
Rus. рыльце (Küderiulı, 1927, s. 130)
TT stigma (Toker, 2004, s. 130)
Analıq3 zat. bot. bitkilerin üremesiyle ilgili olarak döllenmenin gerçekleştiği erkek organın zıttı olan organ (KETS, I, 2006, s. 500).
awız zat. anat. insanın, hayvanların yemek yeme uzvu (KETS, II, 2006, s. 183)
Analıqtıŋ awzı terimi de iki bileşenden oluşan birleştirme yapısında bir terimdir. Birinci bileşen olan analıq, ekleme yöntemiyle türetilmiş botanik bir terim; ikinci bileşen olan awız ise genel dilde “ağız” anlamına gelen Türkçe kökenli bir isimdir. Küderiulı, dişi organın polen kabul eden üst açıklığını insan ağzına benzeterek bu kavramı adlandırmıştır. Bu yönüyle terim, hem birleştirme terim yapımının hem de metaforik aktarmanın birlikte kullanıldığı bir örnek niteliğindedir. Kavramın işlevsel olarak dışarıdan gelen unsuru kabul eden bir açıklık şeklinde tasarlanması, adlandırmanın pedagojik açıklık taşımasını sağlamaktadır. Türkiye Türkçesinde ise bu kavram çoğunlukla Yunanca kökenli stigma terimiyle karşılanmaktadır.
Kaz. japıraqtıŋ taqtası ‘yaprağın tam oluşmuş geniş şekli, yaprağın kendisi, üstü’ (Qurmanbayulı, 2023, s.96)
Rus. листовая пластинка (Küderiulı, 1927, s. 132)
TT yaprak ayası (Toker, 2004, s. 131)
japıraq bitkinin baharda tomurcuk açıp yeşillenip sonbaharda sararıp düşen parçası (KETS, VI, 2011, s. 61).
Taqta1 tebeşir ile yazmaya uygun olan siyah ya da kızıl renkli okul eşyası (KETS, XIII, 2011, s. 637)
Japıraqtıŋ taqtası terimi, iki isim unsurunun tamlama biçiminde bir araya gelmesiyle oluşturulmuş birleştirme bir yapıdır. İlk bileşen olan japıraq Türkçe kökenli bir botanik adlandırma iken ikinci bileşen olan taqta, Farsça kökenli olmakla birlikte Kazak Türkçesinin ses özelliklerine uyarlanmış bir alıntıdır. Küderiulı bu birleşimle yaprağın düz, yayvan ve geniş yüzeyini ifade eden kavramı karşılamıştır. Taqta kelimesinin “düz levha, yüzey” anlamı, yaprağın lamina kısmının biçimsel özellikleriyle örtüşmektedir. Böylece kavram, kullanıcı tarafından görsel olarak kolayca tasavvur edilebilecek bir benzetme üzerinden adlandırılmıştır. Türkiye Türkçesinde de benzer biçimde yaprak ayası gibi açıklayıcı bir Türkçe karşılık bulunmakla birlikte bilimsel literatürde lamina terimi de kullanılmaktadır.
Kaz. tuqım japıraqşası ‘yaprağın ilk tohum şekli’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 96)
Rus. плодолистник (Küderiulı, 1927, s. 132)
TT karpel (Toker, 2004, s. 126)
tuqım zat. < lat. semen > 1. her türlü tahıl ile bitkilerin gelişip büyüme, çoğalma esası; tane, tohum (KETS, 2011, XIV, s. 414)
japıraqşa zat. küçük yaprak (KETS, VI, 2011, s. 64)
Tuqım japıraqşası terimi iki bileşenden oluşan birleştirme yapısındadır. İlk bileşen olan tuqım, Farsça kökenli olmakla birlikte Kazak Türkçesinde yerleşmiş ve fonetik bakımdan uyarlanmış bir kelimedir. İkinci bileşen japıraqşa ise japıraq ismine +şa isimden isim yapma ekinin getirilmesiyle türetilmiş morfolojik bir terimdir. Küderiulı bu iki unsuru birleştirerek bitkinin üreme yapısıyla ilişkili özel bir yaprağı adlandırmıştır. Burada hem alıntı bir unsur hem de Türkçe türetim ürünü bir unsur birlikte kullanılmış, böylece kavramın yapısal niteliğini açıklayan şeffaf bir adlandırma oluşturulmuştur. Türkiye Türkçesinde ise aynı kavram daha çok Yeni Latince carpellum kökenli karpel terimiyle karşılanmaktadır.
Kaz. uyalı tozaŋ “tozlaşma, polenleşme” (Qurmanbayulı, 2023, s. 96)
Rus. гнездная пыль (Küderiulı, 1927, s. 137)
TT tozlaşma (polinasyon) (Toker, 2004, s. 128)
uyalı sın. 1. yuvası olan, yuva sahibi (KETS, XIV, 2011, s. 795).
Uyalı tozaŋ terimi iki bileşenden oluşan birleştirme bir yapıdır. İlk bileşen uyalı, uya ismine +lı ekinin getirilmesiyle türetilmiş olup “yuvalı, yuvası bulunan” anlamını taşımaktadır; ikinci bileşen tozaŋ ise “ince toz” anlamından hareketle polen karşılığında kullanılan Türkçe kökenli terimdir. Küderiulı bu yapıyla polen tanelerinin belirli yuvalar veya kesecikler içerisinde bulunması durumunu esas alan betimleyici bir adlandırma ortaya koymuştur. Terimin her iki bileşeninin de Türkçe kökenli olması ve kavramı doğrudan açıklaması, kullanıcı açısından yüksek derecede anlamsal şeffaflık sağlamaktadır. Türkiye Türkçesinde ise Türkçe kökenli tozlaşma teriminin yanında polinasyon kelimesi de kullanılmaktadır.
Kaz. tuqımqap ‘tohum torbası’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 96)
Rus. околоплодник (Küderiulı, 1927, s. 132)
TT perikarp (Toker, 2004, s. 128)
Qap1 zat. 1. yünden veya pamuktan dokunan, dört köşe olarak dikilen, yiyecek içecek veya eşya koymaya yarayan şey (KETS, IX, 2011, s. 253).
Tuqımqap terimi, tuqım ve qap unsurlarının birleşmesiyle eksiz isim tamlaması şeklinde meydana gelmiş birleşik isim yapısında bir botanik terimidir. Terimin ilk bileşeni olan tuqım, “tohum” anlamını taşımakta; ikinci bileşen olan qap ise genel dilde “torba, kese, kap, muhafaza eden örtü” anlamlarında kullanılan Türkçe kökenli bir isimdir. Bu birleşimle tohumu çevreleyen, onu saran ve koruyan yapı adlandırılmıştır. Dolayısıyla terim, kavramın işlevsel niteliğini doğrudan yansıtan betimleyici bir birleşik isim özelliği göstermektedir. Küderiulı’nın burada Batı botanik terminolojisinde kullanılan perikarp terimine karşılık olarak kavramın koruyuculuk ve kapsayıcılık işlevini ön plana çıkaran şeffaf bir Türkçe yapı kurduğu görülmektedir. Böylece kullanıcı, terimin anlamını bileşenlerinden hareketle kolaylıkla çözümleyebilmektedir.
Kaz. tozaŋqap ‘polen torbası’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 101)
Rus. пыльниковый мешок (Küderiulı, 1927, s. 132)
TT polen kesesi (Toker, 2004, s. 128)
Tozaŋqap terimi, iki Türkçe kökenli unsurun kaynaşmasıyla eksiz isim tamlaması şeklinde oluşmuş birleşik isim yapısında bir terimdir. Terimin ilk bileşeni olan tozaŋ, “ince toz, polen” anlamında; ikinci bileşeni olan qap ise “torba, kese, kap” anlamında kullanılmaktadır. Bu iki unsurun birleşmesiyle polen tanelerinin bulunduğu ve muhafaza edildiği kesecik biçimindeki yapı adlandırılmıştır. Terim, kavramın hem içeriğini hem de biçimsel özelliğini aynı anda yansıtan açıklayıcı bir adlandırma niteliği taşımaktadır. Küderiulı’nın burada yabancı kökenli anter veya polen kesesi karşılıkları yerine doğrudan işlev ve görünüş bildiren Türkçe unsurları tercih ettiği görülmektedir. Böylece bilimsel kavram, kullanıcı tarafından ilk bakışta anlaşılabilecek şeffaf bir birleşik yapı ile karşılanmıştır.
Tuqımqap ve tozaŋqap örnekleri, Küderiulı’nın birleşik isim yapısındaki terimlerde ikinci bileşen olarak qap unsurunu sistemli biçimde kullandığını göstermektedir. Genel dilde “torba, kese, muhafaza eden kap” anlamlarını taşıyan bu unsur; botanikte sarıcı, koruyucu ve taşıyıcı organların adlandırılmasında işlevsel bir terim ögesi hâline getirilmiştir. Bu durum, terim üretiminde yalnızca tekil karşılıklar değil, aynı zamanda birbirini tamamlayan kavram aileleri oluşturulduğunu ortaya koymaktadır.
Kaz. analıq şaŋı ‘makrospor’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 98)
Rus. макроспоры (Küderiulı, 1927, s. 130)
TT makrospor ~ megaspor (Toker, 2004, s. 101)
Şaŋ1 zat. 1. hava boşluğunda veya yüzeyde olan kül gibi ince toz (KETS, XV, 2011, s. 243).
Analıq şaŋı terimi iki Türkçe unsurun bir araya gelmesiyle kurulmuş birleştirme bir terimdir. İlk bileşen analıq “dişi organ”, ikinci bileşen şaŋ ise “toz, ince zerre” anlamındadır. Küderiulı bu birleşimle dişi organa ait spor veya toz taneciklerini adlandırmıştır. Böylece yabancı kökenli makrospor terimi yerine kavramın işlevini ve ait olduğu organı doğrudan gösteren açıklayıcı bir Türkçe karşılık tercih edilmiştir. Terimin anlam bakımından şeffaf oluşu, Küderiulı’nın bilimsel kavramı kullanıcıya parçaları üzerinden öğretme eğilimini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Kaz. atalıq şaŋı ‘mikrospor’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 98)
Rus. микроспоры (Küderiulı, 1927, s. 130)
TT mikrospor (Toker, 2004, s. 98)
Atalıq şaŋı terimi de analıq şaŋı ile aynı yapısal model doğrultusunda oluşturulmuştur. Atalıq “erkek organ”, şaŋ ise “toz” anlamına gelmektedir. Bu iki unsurun birleşimiyle erkek organa ait spor tanecikleri adlandırılmıştır. Terimin oluşumunda herhangi bir yabancı kökenli bilimsel unsur kullanılmamış, bunun yerine kavramın aitlik ve görünüş ilişkisi Türkçe söz varlığıyla ifade edilmiştir. Böylece Küderiulı’nın aynı kavram alanındaki karşıt kavramları paralel biçimde adlandırarak sistemli bir terminoloji kurmaya çalıştığı anlaşılmaktadır.
Kaz. bir jıldıq ösimdik ‘bir yıllık bitki’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 100)
TT tek yıllık bitki (Toker, 2004, s. 130)
jıldıq sın. 2. bir yıla ulaşmış olan (KETS, VI, 2011, s. 682)
ösimdik zat. bot. 1. Toprakta yetişen ağaç, dal, ot gibi kökü, sapı, yaprağı olan yeşil nesneler (KETS, XII, 2011, s. 227)
Bir jıldıq ösimdik teriminin birinci bileşeni “bir, tek” anlamına gelen bir kelimesidir. İkinci bileşen Türkiye Türkçesindeki fonetik varyantı “yıl” olan jıl kelimesine +dıq isimden isim yapım ekinin getirilmesiyle türetilmiştir. Üçüncü bileşen ise Türkiye Türkçesinde “bitki” anlamına gelen ve ös- fiilinden türeyen ösimdik kelimesidir. Terim Türkiye Türkçesine birebir “bir/tek yıllık bitki” olarak aktarılabilir. Türkiye Türkçesinde tek yıllık bitki teriminin yanında annual bitki teriminin kullanıldığı da görülmektedir.
Kaz. köp jıldıq ösimdik ‘çok yıllık bitki’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 100)
TT çok yıllık bitkiler (Toker, 2004, s.123)
köp üst. 1. bol, çeşitli 2. çok (KETS, VIII, 2011, s. 319)
Köp jıldıq ösimdik teriminin birinci bileşeni “çok” anlamına gelen köp kelimesidir. İkinci bileşen Türkiye Türkçesindeki fonetik varyantı “yıl” olan jıl kelimesine +dıq isimden isim yapım ekinin getirilmesiyle türetilmiştir. Üçüncü bileşen ise Türkiye Türkçesinde “bitki” anlamına gelen ve ös- fiilinden türeyen ösimdik kelimesidir. Terim Türkiye Türkçesine birebir “çok yıllık bitki” olarak aktarılabilir. Türkiye Türkçesinde çok yıllık bitki teriminin yanında Batı kökenli perennial bitki teriminin kullanıldığı da görülmektedir.
Bir jıldıq ösimdik ve köp jıldıq ösimdik terimleriyle bitkinin yaşam süresi, kavramın adı içerisinde açık biçimde kodlanmıştır. Terimi oluşturan bütün bileşenlerin Türkçe kökenli olması, adlandırmanın hem dil içi imkânlarla kurulduğunu hem de kavramı doğrudan açıklayan bir nitelik taşıdığını göstermektedir.
Kaz. aynalmalı japıraq ‘sarmal yaprak’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 100)
Rus. кольчатые листья (Küderiulı, 1927, s. 130)
TT sarmal diziliş (yaprakların) (Toker, 2004, s. 129)
aynal- et. 2. belirli bir şeyin etrafında dönmek (KETS, I, 2006, s. 161)
aynalma1 zat. 1. dönme, dönüş (KETS, I, 2006, s. 164)
aynalmalı sın. 2. düz olmayan, kıvrımlı, dönüşlü olan (KETS, I, 2006, s. 165)
Aynalmalı japıraq terimi iki bileşenden oluşan birleştirme bir yapıdır. İlk bileşen aynalmalı, aynal- fiiline +ma ve +lı eklerinin getirilmesiyle türetilmiş olup “dönük, kıvrımlı, sarmal” anlamını taşımaktadır. İkinci bileşen japıraq ise temel botanik addır. Böylece terim, yaprakların gövde etrafında dönüşlü bir düzen göstermesini doğrudan betimleyen açıklayıcı bir adlandırmaya dönüşmektedir. Küderiulı’nın burada da kavramın görsel niteliğini merkeze alarak kullanıcı açısından anlaşılması kolay bir terim oluşturduğu görülmektedir.
Kaz. domalaq tamır ‘yumru kök’ (Qurmanbayulı, 2023, s. 100)
TT yumru kök (Toker, 2004, s. 131)
Domalaq2 sın. 1. yuvarlak, yumru (KETS, IV, 2011, s. 706)
tamır zat. 1. bot. < grek. rhiza > su ile gerekli besinleri (bitkilere) ulaştıran uzuv (KETS, XIII, 2011, s. 682).
Domalaq tamır terimi, sıfat + isim yapısında kurulmuş iki bileşenden oluşan birleştirme bir terimdir. Domalaq “yuvarlak, yumru”, tamır ise “kök” anlamındadır. Bu iki unsurun birleşimiyle kökün biçimsel özelliği kavram adının içerisine taşınmıştır. Dolayısıyla terim, herhangi bir yabancı bilimsel adlandırmaya başvurmadan yalnızca betimleyici Türkçe unsurlarla oluşturulmuş şeffaf bir yapıya sahiptir.
Kaz. tabiyği üyşik (Qurmanbayulı, 2023, s. 100)
Rus. паренхимный (Qurmanbayulı, 2023, s. 100)
TT parenkima (Toker, 2004, s. 128)
tabiyği sın. 1. doğaya özgü, yapay olmayan 2. temiz, katkısız (KETS, XIII, 2011, s. 591).
üyşik zat. 1. bir süreliğine yapılan geçici, küçük ev 2. it, kuş vb. yabani hayvanların yatağı, yuvası (KETS, XV, 2011, s. 38).
Tabiyği üyşik terimi iki bileşenden oluşan birleştirme yapısındadır. İlk bileşen tabiyği Arapça kökenli olmakla birlikte Kazak Türkçesinde fonetik uyarlamaya uğramış bir alıntıdır, ikinci bileşen üyşik ise üy kelimesine +şik ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş Türkçe kökenli bir türemiş isimdir. Genel dilde “küçük ev, kulübe” anlamı taşıyan üyşik kelimesi burada hücresel boşluk veya doğal doku görünümünü karşılayacak biçimde metaforik olarak terimleşmiştir. Böylece kavram hem birleştirme yöntemiyle hem de anlam aktarması yoluyla oluşturulmuştur. Türkiye Türkçesinde ise Yunanca kökenli parenkima terimi yaygındır.
Kaz. bir üyli gül / bir üyli ösimdik (İng. monoicous) (Qurmanbayulı, 2023: ss. 100-101)
Rus. однодольный (Küderiulı, 1927, s. 131)
TT monoik bitki (Toker, 2004, s. 127)
üyli sın. kendine ait evi olan, ev sahibi (KETS, XV, 2011, s. 31).
Bir üyli gül terimini oluşturan bileşenlerden ilk ikisi Türkçe, üçüncüsü Farsça; bir üyli ösimdik terimini oluşturan bileşenlerin ise hepsi Türkçe kökenlidir. Terimin birinci bileşeni Türkiye Türkçesinde “bir” anlamına gelen bir kelimesidir. Terimin ikinci bileşeni, Türkiye Türkçesinde “ev” anlamına gelen üy kelimesine +li isimden isim yapma ekinin eklenmesiyle türetilmiştir. Genel kullanımdaki üyli kelimesi metaforlaşarak terimleşmiştir. Üçüncü bileşen ise Türkiye Türkçesinde “büyümek, yetişmek” anlamına gelen ös- fiilinden türetilmiştir. Türkiye Türkçesinde daha çok monoik bitki teriminin kullanıldığı görülmektedir. Türkiye Türkçesinde kullanılan terimin birinci bileşeni Eski Yunanca’da “bir, tek, yalnız” anlamlarına gelen mónos kelimesinden türemiştir; ikinci bileşen ise Türkçe kökenli bit- fiilinden türemiş bir isimdir. Türkiye Türkçesinde kullanılan terime göre Kazak Türkçesi terimin bütün bileşenlerinin Türkçe kökenli olduğu görülmektedir.
Kaz. eki üyli ösimdik (Qurmanbayulı, 2023, s. 101)
TT dioik bitki (Toker, 2004, s. 124)
Terimi oluşturan bileşenlerin üçü de Türkçe kökenlidir. Terimin birinci bileşeni Türkiye Türkçesinde “iki” anlamına gelen eki kelimesidir. Terimin ikinci bileşeni, Türkiye Türkçesinde “ev” anlamına gelen üy kelimesine +li isimden isim yapma ekinin eklenmesiyle türetilmiştir. Genel kullanımdaki üyli kelimesi metaforlaşarak terimleşmiştir. Üçüncü bileşen ise Türkiye Türkçesinde “büyümek, yetişmek” anlamına gelen ös- fiilinden türetilmiştir. Türkiye Türkçesinde daha çok dioik bitki teriminin kullanıldığı görülmektedir. Türkiye Türkçesinde kullanılan terimin birinci bileşeni Yun. “dis: iki” + “oikos: ev halkı” kelimelerinin birleşiminden, ikinci bileşen ise Türkçe kökenli bit- fiilinden türemiş bir isimdir. Türkiye Türkçesinde kullanılan terime göre Kazak Türkçesi terimin bütün bileşenlerinin Türkçe kökenli olduğu görülmektedir.
Bir üyli ösimdik ve eki üyli ösimdik terimleri üç bileşenden oluşan birleştirme yapılardır ve aynı karşıtlık sistemi içerisinde değerlendirilmelidir. Burada “ev, yuva” anlamındaki üy kelimesi, bitkinin üreme organlarının aynı ya da ayrı bünyelerde bulunmasını ifade eden biyolojik dağılımı anlatmak üzere metaforik biçimde kullanılmıştır. Böylece monoik ve dioik kavramları, yabancı kökenli bilimsel terimler yerine Türkçe unsurlarla açıklayıcı biçimde karşılanmıştır. Bu adlandırma, Küderiulı’nın yalnızca terim üretmekle kalmayıp kavramlar arası sistematik karşıtlıkları da Türkçe üzerinden kurduğunu göstermektedir.
Yukarıda örneklendirilen terimler, Küderiulı’nın botanik terminolojisini oluştururken başvurduğu temel yapısal modelleri göstermektedir. Basit, türemiş ve çok bileşenli yapılar bir arada değerlendirildiğinde terim üretiminde özellikle birleşik kuruluşların yoğunluk kazandığı görülmektedir. İncelenen terimlerin nicel dağılımı aşağıdaki tabloda gösterilmiştir:
Sonuç
J. Küderiulı’nın Ösimdiktanuw (Botanik) adlı eserinde kullandığı ve Ş. Qurmanbayulı tarafından Alaş jäne Terminologiya (Alaş ve Terminoloji) adlı çalışmada tespit edilerek aktarılan yaklaşık 300 botanik terimi, bu araştırmada yapı bakımından basit (kök), ekleme yöntemiyle türetilmiş ve birleştirme yöntemiyle türetilmiş terimler olmak üzere üç ana grupta incelenmiştir. Yapılan sınıflandırma sonucunda terimlerin %10,3’ünün basit (kök) yapıda, %10,0’unun ekleme yöntemiyle, %79,7’sinin ise birleştirme yöntemiyle oluşturulduğu belirlenmiştir. Bu nicel dağılım; Küderiulı’nın botanik gibi kavramların biçim, işlev ve niteliklerinin ayrıntılı biçimde adlandırılmasını gerektiren bir bilim alanında özellikle çok bileşenli ve açıklayıcı adlandırmaları tercih ettiğini göstermektedir. Nitekim bitki organları, toprak çeşitleri, fizyolojik süreçler ve sınıflandırıcı kavramlar için kurulan birleştirme terimlerin baskınlığı, onun terminoloji anlayışında yalnızca ad vermenin değil, kavramı terim yapısı içinde tanımlamanın da esas olduğunu ortaya koymaktadır. Tablo 1’deki veriler, birleştirme yöntemiyle türetilen terimler içinde iki bileşenli yapıların ağırlıklı olduğunu, üç ve dört bileşenli yapıların ise daha ayrıntılı sınıflandırma gerektiren durumlarda kullanıldığını göstermektedir. Buna karşılık birleşik isim yapısındaki terimlerin sınırlı sayıda olması, Küderiulı’nın yeni kelime türetmekten ziyade söz öbeği kuruluşunu tercih ettiğini ortaya koymaktadır. Basit (kök) terimler ile ekleme yöntemiyle türetilen terimlerin birbirine yakın oranlarda bulunması ise tek sözcüklü terim oluşturma yollarının tamamen dışlanmadığını ancak bu yolların birleştirme yapıların gerisinde kaldığını göstermektedir. Bu veriler ışığında Ösimdiktanuw’da terim üretiminin temel eğiliminin çok sözcüklü, açıklayıcı ve kavramı içten tanımlayan birleşik adlandırmalar olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
Çalışmada incelenen 300 terimin tamamı yapısal bakımdan tasnif edilmiş olmakla birlikte makale hacmi dikkate alınarak ayrıntılı dil bilimsel çözümlemeye yalnızca her kategori içinde terim kurma yönteminin işleyişini açık biçimde yansıtan temsil gücü yüksek örnekler dâhil edilmiştir. Dolayısıyla ayrıntılı biçimde ele alınan terimler rastgele seçilmiş örnekler değil, ilgili yapısal modelin kuruluş mantığını göstermeye elverişli tipik numunelerdir. Basit (kök) terimler başlığında özellikle genel dilde mevcut kelimelerin terimleşmesi yoluyla bilim diline aktarılmış örneklerin öne çıkarılması, Küderiulı’nın halk dilindeki somut söz varlığını bilimsel kavramlarla ilişkilendirme stratejisini görünür kılma amacından kaynaklanmaktadır. Ekleme ve birleştirme yöntemiyle türetilen terimlerde ise aynı yapısal kalıpların çok sayıda örnekte tekrarlandığı görülmüş, bu nedenle temsilî örnekler üzerinden genelleme yapılması yeterli görülmüştür.
İnceleme sonucunda Küderiulı’nın terim üretiminde başvurduğu tercihlerin tesadüfî değil, bilinçli ve sistemli bir dil politikasıyla bağlantılı olduğu anlaşılmaktadır. Küderiulı bir yandan Kazak Türkçesinin mevcut söz varlığında yer alan kelimeleri metaforik ve anlam genişletici yollarla terimleştirirken diğer yandan dilin yapım eklerini ve çok bileşenli adlandırma imkânlarını işleterek millî bir botanik terminolojisi kurmaya çalışmıştır. Özellikle tegewrin ve tuğır gibi örnekler, genel kullanımdaki kelimelerin teknik kavramlara doğrudan değil, biçimsel benzerlik ve zihinsel çağrışım ilişkisi üzerinden aktarıldığını göstermektedir. Bu durum, Küderiulı’nın halk dilinden seçtiği unsurları rastgele teknik alana taşımadığını; tersine, kavramın zihinde canlandırılmasını kolaylaştıracak görsel karşılığı güçlü ve pedagojik değeri yüksek sözleri tercih ettiğini ortaya koymaktadır. Böylece terimler yalnızca çeviri karşılığı olmaktan çıkmakta, aynı zamanda kavram öğretimini kolaylaştıran açıklayıcı araçlara dönüşmektedir.
Küderiulı’nın ekleme yöntemiyle türettiği terimlerde kullandığı –(ı) ndı/-(i)ndi, -lıq/-lik, -dıq/-dik, -şa/-şe, -şıq/-şik gibi yapım ekleri de belirli bir terminolojik sistematiğe işaret etmektedir. Analıq, atalıq, eritindi, tozaŋdıq, tuqımşa, uyaşıq gibi örneklerde görülen bu ekler yalnızca yeni sözcük türetme işleviyle değil, kavramın niteliğini ve bilimsel kategori içindeki yerini sezdiren işlevsel unsurlar olarak kullanılmıştır. Aynı eklerin A. Baytursınulı, M. Duwlatulı, X. Dosmuxamedulı, J. Aymawıtulı ve A. Bökeyhan gibi diğer Alaş aydınlarının bilimsel eserlerinde de benzer biçimde işletilmesi, 20. yüzyıl başı Kazak bilim dilinde ortaklaşan bir dil içi terimleştirme modelinin varlığını göstermektedir. Dolayısıyla Küderiulı’nın ek tercihleri şahsi ve münferit bir tutumdan ziyade Alaş dönemi millî bilim dili oluşturma hareketinin botanik sahasındaki yansıması olarak değerlendirilmelidir.
Birleştirme yöntemiyle kurulan birjıldıq ösimdik, aşıq tuqımdı ösimdik, qızıl topıraq, topıraqtıŋ siŋirgiştik qasiyeti gibi çok bileşenli terimler de aynı bilinçli yaklaşımın devamıdır. Yapılan yapısal sınıflandırma sonucunda bu terimlerin yaklaşık %83,3’ünün sıfat tamlaması, %16,7’sinin ise isim tamlaması yapısında kurulduğu görülmektedir. Özellikle sıfat tamlamalarının belirgin biçimde baskın olması, kavramın niteliklerini doğrudan terim yapısına yansıtan açıklayıcı adlandırma eğilimini güçlendirmektedir. Bu tür terimlerde kavramın temel nitelikleri terimin bünyesinde açıkça yer almakta, adlandırma ile tanımlama aynı yapıda birleşmektedir. Bu yönüyle Küderiulı’nın birleştirme terimleri yalnızca isimlendirme amacı taşımamakta, öğrenen kişinin kavramı ilk bakışta çözümleyebilmesine imkân veren şeffaf dilsel yapılar kurmaktadır. Özellikle eserin bir ders kitabı niteliği taşıdığı dikkate alındığında bu açıklayıcı ve öğretici terim tercihleri Küderiulı’nın terminoloji anlayışında pedagojik işlevin belirleyici olduğunu göstermektedir.
Öte yandan Küderiulı’nın terim üretim süreci, Rusça ve uluslararası botanik literatüründen bütünüyle bağımsız bir çizgide değerlendirilemeyeceği gibi yalnızca Rusça kavramsal şemaların bire bir kopyalanması şeklinde de açıklanamaz. İncelenen malzeme, Küderiulı’nın bazı terimlerde Rusça veya uluslararası kaynaklı kavramları fonetik uyarlama yoluyla aldığı (börenke, bakter), bazı terimlerde Rusçadaki kavramsal modeli çeviri yoluyla yeniden kurduğu (suwtuwım, qışqıltuwım, kraxmal däni) ancak çok sayıda terimde ise Rusça karşılıktan bağımsız olarak Kazak Türkçesinin kendi söz varlığına ve adlandırma mantığına dayanan özgün karşılıklar geliştirdiğini göstermektedir (analıq, atalıq, tegewrin, aramtamaq, asılşını vb.). Bu durum, Küderiulı’nın terim üretiminde tek yönlü bir kopyalama stratejisi izlemediğini; kaynak dili izlemekle birlikte hedef dilin kavramsal sezdiriciliğini ve millî ifade imkânlarını önceleyen seçici bir uyarlama modeli benimsediğini ortaya koymaktadır.
Küderiulı’nın türettiği terimlerin tamamının modern Kazak botanik literatüründe aynı biçimde korunmadığı da açıktır. Terminoloji tarihinin tabii seyri içerisinde bazı terimler yaşamaya devam etmiş, bazıları fonetik ve yapısal değişime uğramış, bazıları ise yerini sonraki dönemlerde standartlaşan başka karşılıklara bırakmıştır. Tegewrin teriminin gültepki biçimine, tuğır teriminin ise gültaban biçimine evrilmesi bunun belirgin örnekleridir. Bununla birlikte terminolojik süreklilik yalnızca tek tek kelime biçimlerinin korunmasıyla ölçülmemelidir. Asıl kalıcı olan, Küderiulı’nın halk dilindeki söz varlığını terimleştirme, yapım ekleriyle yeni kavram adları oluşturma ve çok bileşenli açıklayıcı terimler kurma yönündeki adlandırma mantığıdır. Modern Kazak botanik terminolojisinde yaşamaya devam eden atalıq, birjıldıq, ekijıldıq, köpjıldıq, ösimdik, tamır, tozaŋ, tuqım, qabıq, şeşek gibi çok sayıdaki yerli terim de bu sürekliliğin somut göstergesidir.
Sonuç olarak J. Küderiulı, Ösimdiktanuw adlı eserinde yalnızca botanik kavramlara Kazak Türkçesi karşılıklar üretmemiş; Kazak Türkçesinin söz varlığı, yapım ekleri ve söz dizimsel imkânlarını sistemli biçimde işleterek millî bir bilim dili kurma yönünde tutarlı bir terminoloji modeli ortaya koymuştur. Terimlerin büyük çoğunluğunun birleştirme yapısında olması, onun bilimsel açıklığı ve öğretilebilirliği öncelediğini; morfolojik ve basit terimlerde görülen dil içi kaynak kullanımı ise millîleşme ilkesini esas aldığını göstermektedir. Bu bakımdan Küderiulı’nın terminoloji faaliyeti, yalnızca botanik sahasına ait sınırlı bir adlandırma girişimi değil; 20. yüzyıl başı Kazak bilim dilinin kuruluş mantığını yansıtan ve sonraki standartlaşma sürecine zemin hazırlayan önemli bir dil planlama hamlesi olarak değerlendirilmelidir.
Kısaltmalar
anat. anatomiyalıq (anatomi)
biol. biologiyalıq (biyoloji)
bot. botanikalıq (botanik)
et. etistik (fiil)
grek. grek tili (Grekçe)
KETS Qazaq Ädebiy Tiliniŋ Sözdigi (Kazak Edebî Dilinin Sözlüğü)
Kaz. Kazak Türkçesi
lat. latın tili (Latince)
Rus. Rusça
sın. sın esim (sıfat)
TT Türkiye Türkçesi
üst. üstew (zarf)
zat. zat esim (isim)
Kaynakça
Alberts, M. (2010). Terminology management at the national language service. Lexikos, 10, 234-251. https://doi.org/10.4314/lex.v10i1.51277
Başkan, Ö. (1973-1974). Terimlerde özleşme sorunu. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı: Belleten, 21-22, 173-184.
Buran, A. (2012). Bilim alanlarında terimlerin önemi ve “küçürek öykü” terimi. Turkish Studies, 7(4), 21-25.
Fóris, Á. ve Faludi, A. (2020). A terminológia mint a fordítóknak nyújtott információ- és tudásmenedzsment: Történeti szempontok. Aetas, 35(2), 37-48. https://doi.org/research.ebsco.com/c/search/details/3lwdahhggr
Hatiboğlu, V. (1971). Atatürk ve terim devrimi. Türk Dili Dil ve Edebiyat Dergisi, 88-91.
Januzaqov, T. (2008). Qazaq tiliniŋ tüsindirme sözdigi. Dayk-Press.
Kahraman, M. (2014). Kazak dilinde terim yapma prensipleri üzerine. İnsan ve Toplum Bilimleri Araştırmaları Dergisi, 3(4), 696-717. https://doi. org/10.15869/itobiad.90304
Korkmaz, Z. (2003). Gramer terimleri sözlüğü. Türk Dil Kurumu.
Küderiulı, J. (1927). Ösimdiktanuw - oquw quralı. Qazastan Memleket Baspası.
Qazaqstan Respublikası Bilim jäne Ğılım Ministrligi A. Baytursınulı Atındağı Til Bilimi İnstitutı (2006-2011), Qazaq ädebi tiliniŋ sözdigi (15 tomdıq). Arıs.
Qurmanbayulı, Ş. (2006). 1920-1930 Jıldarı jarıq körgen keybir eŋbekter tuwralı. Terminologiya Mäseleleri, 2.
Qurmanbayulı, Ş. (2023). Alaş ve terminoloji. Kazak terminolojisinin gelişimi (1910-1930) (E. Petek, Çev.). Türk Dil Kurumu.
Nedobity, W. (1983). The general theory of terminology: a basis for the preparation of classified defining dictionaries. Journal of the Dictionary Society of North America (5), 69-75. https://doi.org/10.1353/dic.1983.0000
Oba, E. (2021). Tarihî Türk Lehçelerinden Kazakçaya Bitki Adları. International Journal of Old Uyghur Studies 3(2), 239-274. https://doi.org/10.46614/ ijous.973189
Sager, J. (2004). The structure of the linguistic world of concepts and its representation in dictionaries: Eugen Wüster (1898-1977). Terminology 10(2), 281- 306. https://doi.org/research.ebsco.com/c/search/details/jxskmcmjqz
Sağlam, M. Y. (2007). Türkçe’deki terim sorunsalı. Türkbilig, 14, 168-176.
Shormakova, A. (2021). Linguistic and cultural content of plant names in the toponymic system. Tiltanym, 4, 93-104. https://doi.org/10.55491/2411-6076- 2021-4-91-101
Sozaqbayqızı, S. G. (2007). Xalıqaralıq terminderdiŋ salalıq terminologiyaya qabıldanuw men qoldanılısı (mädeniyet jäne öner terminologiyasınıŋ negizderi) (Doktora tezi). L. N. Gumilev Atındağı Evraziya Ulttıq Üniversiteti.
Tjaden, W. (1981). Botanical nomenclature and pitfalls in relevant history. Archives of Natural History, 1. https://doi.org/10.3366/anh.1981.018
Toker, M. C. (2004). Bitki morfolojisi. II. Baskı. Ankara Üniversitesi, Fen Fakültesi, Biyoloji Bölümü.
Trojar, M. (2017). Wüster’s View of Terminology. Slovene Linguistic Studies / Slovenski Jezik, 11, 55-85. https://doi.org/research.ebsco.com/c/search/details/dauk5xjywj
Turikpenova, A. (2021). Tarihî Türk lehçeleri, Kazak Türkçesi ve Türkiye Türkçesindeki bitki adları. Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü. https://doi.org/gcris.pau.edu.tr/handle/11499/38838
Vardar, B. (1998). Açıklamalı dilbilim terimleri sözlüğü. ABC Kitabevi.
Zülfikar, H. (1991). Terim sorunları ve terim yapma yolları. Türk Dil Kurumu.

