Söz varlığının temel bileşenlerinden biri olan deyimler hem yazılı hem de sözlü kültür açısından toplumların bilgi birikimlerini yansıtan kalıplaşmış dilsel yapılardır. Genellikle mecaz anlam taşıyan bu kalıplaşmış yapılar hem konuşma hem de yazı dilinde kullanılarak anlatılmak istenilen ifadeye derinlik katmaktadır. Deyimler, toplumların yaşayışlarını, gelenek, görenek, inanç ve dünya görüşlerini dilsel boyutta yansıtarak kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan kültürel bir bellek ve miras konumunda yer almaktadır. Deyimler, bir dilin ifade olanaklarını zenginleştiren, anlatıma semantik bir derinlik katan temel dilsel unsurlar arasında önemli bir yere sahiptir.
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 650) deyim, “Genellikle gerçek anlamından az çok ayrı, ilgi çekici bir anlam taşıyan kalıplaşmış anlatım, tabir.” olarak verilmiştir. Misalli Büyük Türkçe Sözlük’te (2010, s. 279) deyim, “İfâde gücünü arttırmak için bir araya getirilen ve genellikle gerçek anlamları dışında bir anlam kazanarak kalıplaşan kelime öbeği, tâbir, ıstılâh…” biçiminde açıklanmıştır. Ötüken Türkçe Sözlük’te (2007, s. 1193) deyim, “Çoğunlukla gerçek anlamın dışında kullanılarak bir düşünceyi dile getiren kalıplaşmış anlatım; tabir…” olarak karşılanmıştır. Aksoy (1988, s. 51) tarafından deyim, “Bir kavramı, bir durumu ya çekici bir anlatımla ya da özel bir yapı içinde belirten ve çoğunun gerçek anlamlarından ayrı bir anlamı bulunan kalıplaşmış sözcük topluluğu ya da tümce” biçiminde tanımlanmıştır. Korkmaz’a göre (1992, s. 43) deyim, “Gerçek anlamından farklı bir anlam taşıyan ve çekici bir anlatım özelliğine sahip olan kelime öbeği” olarak tanımlanmıştır. Aksan, “Türkçenin Gücü” kitabında deyimlerin toplumun dünya görüşünü, yaşam biçimini, çevre koşullarını, gelenek, görenek ve inançlarını, maddi ve manevi kültürünü yansıttığını, dil bilim açısından olduğu kadar halkbilim açısından da önemli sözler olduğunu belirtmiştir (2013, s. 91).
Akrabalık Adları
Türkçe Sözlük’te akraba, (Ar. aḳribā) kan bağıyla birbirine bağlı olan kimseler olarak verilmiştir (TDK, 2011, s. 72). Arapçadan Türkçeye geçen alıntı bir sözcük olan akraba, ḳ-r-b yaklaşmak, ḳarib “yakın” ve aḳriba “yakınlar” anlamındadır. Akrabalık genel olarak kan yoluyla (anne, baba, abla, dede, dayı gibi) ya da evlilik yoluyla akrabalık (bacanak, damat, enişte, eş, hanım gibi) şeklinde temel olarak ayrılmaktadır. Akrabalık adları, her toplumun sosyal yapısını ve kültürel değerlerini yansıtan önemli dil unsurlarının başında gelmektedir. Dilin söz varlığı içerisinde önemli bir yere sahip olan akrabalık adları, dilin zenginlik ölçütlerindendir. Türkçede akrabalık adları, hem çekirdek aile hem de geniş aile bütünü düşünüldüğünde zengin bir çeşitliliğe sahiptir. Türkçede akrabalık adlarının çeşitliliği, Türk toplumunun geleneksel aile yapısına ve toplumsal ilişkilere verdiği önemi de göstermektedir. Akrabalık adları, toplumun değer sistemini ve sosyal örgütlenmesini anlamlandırmayı sağlamaktadır.
Türkçedeki akrabalık adları üzerine çeşitli çalışmalar yapılmıştır. Gülensoy, (1974, s. 283) tarafından “Altay Dillerindeki Akrabalık Adları Üzerine Notlar” başlıklı çalışmada Türkçe ve Türkçenin içinde bulunduğu Altay grubu dillerinden Mançuca ve Korecenin akrabalık adları bakımından zengin olduğunu belirtmiş ve akrabalık adları yönünden Altay grubu dillerinde görülen benzerliklere yer vermiştir. Aksan, akrabalık adlarının önemini şu şekilde belirtir: “Akrabalık adları, bir dilin anlatım yolları, dili konuşan ulusun dünya görüşü bakımından son derece ilgi çekici ögelerdir. Diller arasındaki akrabalığın saptanmasında da bu adlar, güvenilir ölçüler olarak kullanılabilir.” (1978, s. 97). Erdentuğ, (1992, s. 483-512) akrabalık adlarıyla ilgili çalışmasında akrabalık adlarının kullanımının kuşaktan kuşağa değişimler gösterdiğini, kitle iletişim araçlarının ve köyden kente göçün bu süreçte etkili olduğunu belirtmiştir. Güngör Ergan (1994, s. 156-168), deyim ve atasözleri örneklerinden seçmeler yaparak aile modelini sosyolojik açıdan değerlendirmeye çalışmıştır. Türkçede Akrabalık Adları kitabında Yong Song Li (1999), akrabalık adlarını kan yoluyla akrabalık bildiren terimler ve evlilik yoluyla akrabalık bildiren terimler olarak ayırmıştır. Binler (2007) tarafından Türk dünyasında kullanılan akrabalıkla ilişkili terimler sözlüğü hazırlanmıştır. Türkçe ve İngilizcedeki akrabalık adlarının karşılaşmasını yapan Çakmak, Türkçenin akrabalık adları bakımından oldukça zengin olduğunu, Hint-Avrupa dillerinde iki veya üç akrabalık adının tek bir terimle ifade edildiği halde, Eski ve Orta Türkçede ve günümüz Türk lehçelerinde her tür akrabalık adı için ayrı terimler kullanıldığını örneklerle açıklamış ve Türklerde aile ve akrabalık ilişkilerinin toplumsal hayatın merkezinde yer aldığını belirtmiştir (2011, s. 178-192). Emiroğlu (2012) tarafından Türkçe Sözlükte geçen akrabalık adlarının tasnifi yapılmıştır. Yavuz (2013), Türkiye Türkçesi ağızlarında kullanılan akrabalık adlarını akraba anlamındaki isimler, evlilik yoluyla akrabalık bildiren adlar, akrabalık ile ilişkili sözcükler olmak üzere üç başlık halinde toplamıştır. Yavuz, 2013’te hazırladığı “Divanü Lügati’t Türk’teki Akrabalık Adları ve Bu Adların Türkiye Türkçesi Ağızlarındaki Karşılıkları” adlı makalede Divanü Lûgati’t-Türk’teki akraba adlarını Türkiye Türkçesi ağızlarıyla karşılaştırmıştır. Sarı ve Yılmaz (2015), Türk atasözlerinde akrabalık adlarının kullanımının tespiti üzerine bir çalışma hazırlamıştır. Özden (2017) tarafından Trakya ağızlarında kullanılan akrabalık adları üzerine bir sınıflandırma çalışması yapılmıştır. Doğan ve Erdin (2018) Uygur Türkçesi atasözlerinde akrabalık adları kullanımını; Hunutlu ve Yıldırım (2023) Köktürk ve Eski Uygur metinlerinde geçen akrabalık adlarını incelemiştir. Cengiz (2025) Harezm’deki aile ve akrabalık adlarını; Türk ve Koç (2025) Kıpçak Türkçesi kadın ve aile ile ilgili söz varlığını; Soydan (2023) Çağatay Türkçesi akrabalık adları üzerine çalışma yapmıştır. Taşbaş (2024) Türk akrabalık terim ve sistemlerinin tasnifini; Özmen Gümüş (2024) ise Verintiler Sözlüğünü temel alarak Türkçeden Yunancaya geçen akrabalık adlarını incelemiştir.
Amaç, Yöntem, Kapsam ve Değerlendirme
Çalışmada, deyim sözlüklerinde akrabalık adlarının kullanımı ve bu kullanımların kültürel, sosyal ve dil bilimsel yansımalarını ortaya koymak amaçlanmıştır. Araştırmada, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizine dayanarak Aksoy (1988), Kemal (2005), Saraçbaşı (2006), Çelikkanat (2006), Gürbüz (2006), Özafşar (2009), Şen (2017), Uçakçı (2021), Yiğit (2021), Bölge ağızlarında Atasözleri ve Deyimler (TDK 2023) ile Atasözleri ve Deyimler Sözlüğü (https://sozluk.gov.tr) olmak üzere deyim sözlüklerinin yanı sıra deyim ve atasözleri sözlüğü olarak hazırlanan toplam 11 sözlük taranmıştır. Bu sözlüklerden toplanan veriler ışığında; akrabalık adlarının deyimlerdeki bağlamları, metaforik ve mecazi kullanımları üzerinde durulmuştur. Deyim sözlükleri aracılığıyla Türkçede kullanılan akrabalık adlarının Türkçenin deyim varlığındaki dilsel üretkenliğini, çok katmanlı semantiğini ve kültürel işlevini ortaya koymak amaçlanmıştır.
Doküman analizi yapılan deyim sözlüklerinde akrabalık adlarının kullanımı ve bu kullanımların kültürel, sosyal ve dil bilimsel yansımalarını gösteren veriler şöyledir:
Abla
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 5) abla, “Bir kimsenin kendisinden büyük olan kız kardeşi.” olarak verilmiştir. “Abla” unsurlu 1 deyim vardır. “Ablalık etmek” deyimi dilsel açıdan abla + lık (isimden isim yapma eki /soyut nitelik) + etmek (yardımcı fiil) biçiminde oluşmuştur. Kalıplaşmış bir birleşik fiil olarak kullanılmaktadır. Semantik olarak bu deyim, yol göstermek, öğüt vermek, korumak, kollamak ve sahiplenmek anlamlarına sahiptir. Türk kültüründe abla figürü, küçük kardeşlerini koruyan, anneye yardımcı olan, ev düzenine destek olan kişi konumundadır.
Ağabey
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 36) ağabey, “Büyük erkek kardeş, ağa, aka, ede, efe.” karşılığı verilmiştir. “Ağabey” unsurlu 1 deyim vardır. “Ağabeylik etmek” deyimi dilsel açıdan ağabey (abi) + lik (isimden isim yapma eki /soyut nitelik) + etmek (yardımcı fiil) biçiminde oluşmuştur. Kalıplaşmış bir birleşik fiil olarak kullanılmaktadır. Deyimin temelinde anlamsal açıdan koruyuculuk, kollayıcılık, liderlik ve rehberlik yapma rolü vardır. Türk kültüründe ağabey, hem fiziksel hem de sosyal koruyucu rolüyle bilinmektedir. Ağabey, kardeşlerin güvenliğini sağlayan, ev içi sorumlulukları paylaşan ve küçükleri yönlendiren kişidir. Kültürel olarak liderlik ve koruma rolüyle ön plana çıkmaktadır.
Ana/Anne
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 131) anne, “Çocuğu olan kadın, ana, valide, kocakarı, mader, nene, aba anne.” olarak verilmiştir. Anne, aile kurumunun temel taşlarından biri olarak kabul edilmektedir. Anne, doğuran, doyuran, aile birliğinin oluşmasını sağlayan, çocuğuna ilk öğretmenlik yapan, kişiliğin gelişmesinde çocuklarına yardımcı olan, ailenin en önemli kişisi konumundadır.
Taranan verilerde anne ile ilgili 67 deyime ulaşılmıştır. Bu deyimlerde annenin kutsallığı, temizliği, besleyiciliği, koruyuculuğu, merhameti, şefkat ve sevgisi, ahlaki değerleri gibi özellikleri vurgulanmaya çalışılmıştır. Dilsel açıdan ana/anne unsuru barındıran deyimler, kalıplaşmış fiil yapısı (analık etmek, ana baba duası almak), belirtili ve belirtisiz isim tamlaması (anasının kızı, ana baba günü, ana kuzusu), benzetmeli sıfat tamlaması (anasının ak sütü gibi helal) ve sıfat yapısında (anadan doğma) oluştuğu görülmektedir. Anne unsurlu deyimlerin semantik ve kültürel özellikleri tablo halinde verildikten sonra tespit edilen deyimlerin listesi alfabetik olarak verilmiştir.
Yukarıdaki tablodan anlaşılacağı üzere, deyimlerde anne imgesi dilsel ve kültürel açıdan çok katmanlı bir anlam taşımaktadır. Deyimlerin önemli bir bölümü, fedakârlık, ahlaki değerler, sevgi ve kutsallık temaları etrafında yoğunlaşmaktadır. Bunun yanında bazen, anne imgesi deyimlerde beddua, ceza ve pişmanlık unsurlarıyla birlikte olumsuz bir bağlamda kullanılmıştır. Bu durum, Türk kültüründe annenin hem kutsal hem de toplumsal denetim işlevi üstlenen bir imge olduğunu ortaya koymaktadır.
Baba
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 219) baba “1. Çoçuğu olan erkek, peder. 2. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek.” olarak yer almaktadır. Baba deyim sözlüklerinde anne de olduğu gibi sıklıkla geçmektedir. Baba unsurlu deyimlerin çoğu isim tamlaması (baba ocağı, para babası), fiil birleşmesi (babalık etmek, babasız oğlan doğurmak gibi) ya da kalıplaşmış tümce biçimindedir (Her gördüğü sakallıyı babası sanmak, öp babanın elini gibi). Dilsel açıdan bu yapıların çeşitliliği, hem anne hem de baba sözcüklerinin Türkçedeki anlam genişlemesine uygun biçimde esnek ve üretken olduğunu göstermektedir. Taranan verilerde baba ile ilgili 50 deyime ulaşılmıştır.
Baba kavramı, Türk kültüründe sadece biyolojik bir durumu değil, aynı zamanda otorite, koruyuculuk, bilgelik ve kalıtım, köken gibi soyut değerleri de temsil eder. Deyim sözlüklerinde yer alan örneklerde bu kavram, toplumsal yapının merkezinde bulunan ataerkil düzenin dildeki yansımalarını ortaya koymaktadır. Semantik bakımdan, baba deyimleri güç, aidiyet, saygı, sahiplik, fedakârlık gibi alanlarda yoğunlaşmaktadır. Türkçede baba figürünün hem otorite hem de şefkat ekseninde konumlandığını göstermektedir. Kültürel düzlemde ise baba, Türk toplumunda toplumsal hiyerarşinin ve saygı kültürünün en önemli göstergesi durumundadır.
Çocuk
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 556) çocuk, “1. Küçük yaştaki erkek veya kız. 2. Soy bakımından oğul veya kız, evlat… 3. Bebeklik ile erginlik arasındaki gelişme döneminde bulunan oğlan veya kız, uşak…” biçiminde tanımlanmıştır. On sekiz yaş altı bireyler, çocuk olarak kabul edilmektedir. Taranan sözlüklerde çocuk unsurlu 29 deyim tespit edilmiştir. Tespit edilen deyimler, dilsel açıdan birleşik yapılı fiil (çocuk düşürmek, çocuk aldırmak gibi), soyut anlamlı fiil öbeği (çocuk kalmak), benzetme edatıyla kurulan yapı (çocuk gibi, çocuk gibi sevinmek), ikilemeli yapı (çoluk çocuk), isim ve sıfat tamlaması biçiminde (mahalle çocuğu, muhallebi çocuğu, dünkü çoçuk) yer almıştır.
Dilsel olarak çoğu deyim, emir kipleri, ikilemeler ve karşıtlık yapıları üzerinden biçimlenmiştir. Semantik açıdan çocuk kavramı, masumiyet, deneyimsizlik, saflık, gelişim, korunma gereksinimi gibi temel anlam alanları çevresinde kümelenmiştir. Ancak kimi deyimlerde (çocuk kalmak, mahalle çocuğu, muhallebi çocuğu) olumsuz bir çağrışım da taşımaktadır. Kültürel bakımdan ise çocuk, ailenin devamlılığı, toplumun geleceği ve ahlaki değerlerin aktarımı açısından merkezi bir simge durumundadır. Türk halk söyleminde çocuğun bulunduğu yer, bereket, masumiyet ve doğrulukla özdeşleştirilmektedir.
Damat/Güveyi
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 590) damat, Far. dāmād 1. Evlenmekte olan bir erkeğe, evlenme töreni sırasında verilen ad, güveyi. 2. Bir kızın ailesinden olan büyüklere göre kızın kocası, güveyi.” biçiminde geçmektedir. 5 güvey, 2 damat unsurlu deyim vardır. Dilsel açıdan isim + fiil öbeği (damat girmek, güveyi girmek), ikilemeli birleşik fiil (gelin güvey olmak) ve isim tamlaması + fiil (iç güveyisi girmek) biçimindedir.
Güvey/damat unsurlu deyimler, Türkçede toplumsal cinsiyet rollerini, evlilik kurumuna yüklenen anlamları ve toplumsal statü göstergelerini yansıtmaktadır. Deyimlerdeki “girmek” fiili, aileye katılımın sınırını ve aidiyetin yönünü belirtir. İç güveyi gibi yapılar, kültürel değer hiyerarşisini mizahî bir biçimde ortaya koymaktadır. Güvey/damat unsurlu deyimler, Türk toplumunda evlilik ve cinsiyet rollerine ilişkin değer yargılarını, statü farklarını ve ironiyi birlikte taşır; bu yönüyle hem dilsel hem kültürel belleğin önemli göstergesi durumundadır.
Dayı
Türkçe Sözlük’te (2011, s. 603) dayı, “Annenin erkek kardeşi” olarak geçmektedir. Dayı unsurlu 5 deyim tespit edilmiştir. Dilsel açıdan olmak yardımcı fiiliyle kurulan ad öbeği (mahkemede dayısı olmak) ve e- düşmek yapısıyla (gayret dayıya düşmek, iş dayıya düşmek) oluşturulmuştur.
Dayı unsurunun yer aldığı deyimler, Türk kültüründe hem akrabalık bağlarının koruyucu yönünü hem de toplumsal güç ilişkilerinin eleştirisini yansıtmaktadır. Dayı genellikle aracılık eden, koruyan veya torpil sağlayan figür olarak deyimlerde yer almaktadır. Bu durum, halk dilinde bir yandan aile dayanışmasının simgesiyken, öte yandan adaletsizlik ve çıkar ilişkilerinin eleştirisine dönüşmektedir. Dilsel açıdan dayı sözcüğü, soyut güç, nüfuz ve koruma gibi anlam genişlemelerine uğramıştır. Bu yönüyle deyimler, Türk toplumunda hem akrabalık kavramının hem de sosyal eleştirinin dildeki tezahürlerini açık biçimde ortaya koymaktadır.
Dünür
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 735) dünür, “Eşlerin baba ve analarının birbirlerine göre durumu.” biçimindedir. Dünür unsurlu 3 deyim vardır. Bu deyimler, Türk toplumunun aile kurma sürecine verdiği önemi göstermektedir. Türk kültüründe evliliğin sadece iki kişi arasında değil, iki soy arasında kurulan bir anlaşma olduğunu dilsel düzeyde olduğunu gösteren dünür kavramı vardır.
Evlat
Türkçe Sözlük’te (2011, s. 836) evlat, “1. Bir kimsenin oğlu veya kızı, çocuk. 2. Soy, döl. 3. Yaşlı kimselerin çocukları yaşındakilere kullandıkları bir seslenme sözü …” biçimindedir. “Evlat” sözcüğü Arapça kökenli olup “çocuk” anlamında kullanılmaktadır. Evlat unsurlu 11 deyim vardır.
Evlat unsurunu içeren deyimler, Türk kültüründe aile yapısının, sevginin, sorumluluğun dildeki yansımalarını açık biçimde göstermektedir. Bu deyimlerde evlat sözcüğü yalnızca biyolojik bir kimliği değil, aynı zamanda duygusal, ahlaki ve toplumsal ilişkiler ağını temsil eder. Dilsel olarak evlat, çoğu kez isim tamlaması içinde veya benzetme, mecaz ve duygu aktarımı işleviyle kullanılmıştır. Semantik açıdan, bu deyimler bağlılık, acı, adalet, sevgi ve ayrımcılık gibi temaları işlemiştir. Kültürel olarak ise, evlat kavramı ailenin devamı demektir. Üvey evlat ifadesi, Türk toplumundaki adalet ve eşitlik algısına dair eleştirel bir metaforu, evlat acısı ise toplumsal duygusallığın en yüksek anlatımı olarak öne çıkmaktadır.
Gelin
Türkçe Sözlük’te (2011, s. 921) gelin, “1. Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın. 2. Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın.” olarak tanımlanmıştır. Taranan sözlüklerde gelin unsurlu 21 deyim vardır. Dilsel açıdan gelin unsurlu deyimler benzetme edatlı fiil öbeği (Ermeni gelini gibi kırıtmak, gelin gibi süzülmek), isim + fiil yapısı (gelin almak, gelin gitmek gibi), ikilemeli birleşik fiil (gelin güvey olmak) biçiminde oluşmuştur.
Gelin unsurunu içeren deyimler, Türklerde kadın kimliği, toplumsal roller ve evlilik kurumunun kültürel temsilleri açısından önemli göstergelerdir. Bu deyimlerde gelin kavramı bir yandan güzellik, zarafet, edep gibi olumlu değerlerle ilişkilendirilirken, diğer yandan kötü deneyim ve hayal kırıklığı gibi olumsuz yönleriyle yer almaktadır. Semantik açıdan gelin figürü hem bireysel dönüşümün (kızlıktan evliliğe geçiş) hem de toplumsal onayın simgesi konumundadır. Kültürel olarak bu deyimler, ataerkil aile yapısının ve evlilik merkezli kimlik inşasının dilde nasıl kalıplaştığını göstermektedir.
Görümce
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 190) görümce, “Kadına göre kocasının kız kardeşi.” olarak tanımlanmıştır. görümce unsurlu 1 deyim vardır. Görümcelik yapmak (etmek) deyimi akrabalık adının üzerine +lIk eki getirilerek soyut nitelik kazandırılarak oluşturulmuştur. Görümceye özgü olduğu düşünülen davranışları sergilemek anlamında kullanılmıştır. Doğrudan sözcüğün sözlük karşılığında olmayan ama Türk kültüründe görümce figürüne atfedilen ailedeki müdahaleci / eleştirici / kıskanç / yönlendirici / gelin üzerinde sosyal baskı kurucu gibi davranışlar kastedilmektedir. Deyim, görümce figürünün geleneksel olarak aile içi rollerdeki konumundan kaynaklanan davranışlarını dilsel yapıya taşımaktadır. Bu bağlamda deyim, yalnızca bir eylemi değil, aile içi güç dengesini, kadın kimliklerini ve kültürel rol beklentilerini aktarmaktadır.
Kardeş
Aynı ana babadan doğmuş veya anne babalarından biri aynı olan çocukların birbirine göre adına kardeş denilmektedir (TDK, 2011, s. 1031). Kardeş unsurlu 5 deyim vardır.
Kardeş unsurlu deyimler, dilsel açıdan isim tamlaması (kan kardeşi), zıt fiillerle kurulmuş sıralı cümle (kardeş kardeşi bıçaklamış, dönmüş yine kucaklamış) gibi oluşumlarla ortaya çıkmıştır. Türkçede biyolojik ve manevi bağları anlatan çok katmanlı bir kavram alanı oluşturmaktadır. Deyimlerin semantiğinde, kardeşlik yalnızca kan bağıyla değil, inanç, dayanışma, sadakat, kıskançlık ve kader gibi kavramlarla da ilişkilidir. Kültürel olarak kardeşlik, birlik ve ayrılık duygularının aynı anda yaşandığı bir ilişki biçimi olarak deyimlerde yer edinmiştir.
Karı/Avrat
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 1328) karı, “Bir erkeğin evlenmiş olduğu kadın, eş, refika, zevce.” Avrat ise “1. Kadın. 2. Karı” olarak verilmiştir (TDK, 2011, s. 192). Avrat unsurlu 3, karı unsurlu 11 deyim tespit edilmiştir.
Karı / avrat unsurlu deyimler, Türkçede kadının toplumsal, ailevi ve ev içi rollerini hem olumlu hem olumsuz biçimde yansıtmaktadır. Dilsel olarak deyimler, ikileme, bileşik isim, isim tamlaması ve fiilimsi yapılarla kalıplaşmıştır. Semantik açıdan kadının hem güç hem sorumluluk, bazen de eleştiri ve mizah odağı olarak kullanıldığı görülmektedir. Kültürel olarak deyimler, ataerkil toplum yapısı, cinsiyet rolleri ve halk bilincinin dildeki yansımalarını ortaya koymaktadır. Kadın figürü hem destekleyici hem felaket unsuru konumundadır.
Kaynana
Kocaya veya kadına göre birbirlerinin annesi, kayınvalide, hanımanneye verilen addır (TDK, 2011, s. 1368). Kaynana ile ilgili 1 deyim bulunmuştur. Kaynanalık taslamak deyimi bir fiil öbeği ve genellikle yüklem görevinde kullanılmaktadır. Kaynananın aile içindeki etkisini belirtir. Semantik olarak güç ve kontrol vurgusu yapmaktadır. Kültürel açıdan; kaynana figürünün, aile hiyerarşisi ve evlilikte otorite sağlamaya çalışmasını anlatmaktadır.
Kız
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 1434) kız, “Dişi çocuk.” biçimindedir. Deyim sözlüklerinde kız unsurlu 28 deyim kullanılmıştır.
Kız unsurlu deyimler, dilsel açıdan genellikle isim tamlaması, karşılaştırmalı veya ikilemeli yapılar şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Semantik açıdan bu deyimler çoğunlukla koruma, sahiplenme, denetim, değer ve övgü anlamları taşımaktadır. Kız çocukları, aile değerleri, sosyal normlar ve evlilik süreçleriyle doğrudan ilişkilendirilmektedir. Kültürel açıdan kız unsurlu deyimler ise deyimler, ataerkil aile yapısı, evlilik ritüelleri, çeyiz ve evlilik hazırlığı, toplumsal denetim ve cinsiyet rolleri üzerine yoğunlaşmıştır, denilebilir.
Koca
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, 1454) koca, “Bir kadının evlenmiş olduğu erkek, eş, zevç.” biçiminde tanımlanmıştır. Koca unsurlu 14 deyim vardır. Bu deyimler, dilsel açıdan genellikle isim ve sıfat tamlaması, isim + yardımcı fiil biçimindeki birleşik fiil ve ikilemeli yapılar olarak görülmektedir.
Koca unsurunu içeren deyimler, genellikle evlilik, otorite, aile düzeni ve toplumsal beklentilerle ilişkilendirilmiştir. Özellikle eski Türkçe kaynaklarda görülen deyimler, evlilik kurumunun tarihsel sürekliliğini ve kadının evlilik bağlamındaki konumunun ataerkil düzen içinde nasıl tanımlandığını ortaya koymaktadır. Bunun yanında halk bilgeliği, doğa gözlemleri ve toplumsal davranış kalıpları öne çıkmaktadır. Genel olarak deyimler, hem kadın hem erkek rollerinin kültürel bir yansıması ve Türk toplumunda evlilik ekseninde şekillenen sosyal değerleri yansıtmaktadır.
Kuma
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 1523) kuma, “1. Aynı erkekle evli olan kadınların birbirine göre adı, ortak.” olarak verilmiştir. Kuma unsurlu 1 deyim geçmektedir. Üstüne kuma gelmek deyimi üstünlük ve rekabet anlamı içermektedir. Kuma” kavramı, eşler arası hiyerarşi ve olası rekabeti imâ etmektedir. Semantik olarak olumsuzluk ve çatışmayı içermektedir. Kültürel açıdan çok eşlilik ve aile içi güç dengelerini yansıtmaktadır.
Oğul/Oğlan
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 1790) oğul, “Erkek evlat.” şeklindedir. Oğlan ise “Erkek çocuk; yetişkin erkek” karşılıkları verilmiştir (Gülensoy, 2011, s. 612). Oğul/ oğlan unsurlu 14 deyim vardır.
Oğul / oğlan unsurlu deyimler, Türkçede aile, soy, prestij, cinsiyet rolleri ve toplumsal normlar üzerine yoğunlaşır. Dilsel olarak isim tamlamaları, fiil merkezli deyimler ve ikilemeli yapılar görülür. Semantik açıdan deyimler çoğunlukla ailede değer, görev ve sorumluluk, miras ve toplumsal rol anlamları taşımaktadır. Kültürel açıdan ise, bu deyimler ataerkil aile yapısını, oğulun önemini, toplumsal öğrenim süreçlerini aktarmaktadır. Genel olarak, oğul/oğlan unsurlu deyimler, aile içi davranış ve değerlerin sözlü aktarımı konumundadır.
Yenge
Türkçe Sözlük’te (TDK, 2011, s. 2571) yenge, “Bir kimsenin kardeşinin, dayısının veya amcasının karısı.” olarak tanımlanmıştır. Sadece yenge unsurlu 1 deyim kullanılmıştır. Her çıkan kız yengesi olmak deyimi her işin içinde olduğunu belirtmek için kullanılmaktadır. Dilsel açıdan fiilimsili yapı biçiminde bir deyimdir. Evlilik, ailede yenge olma durumunu ve toplumsal yükselişi göstermektedir. Kültürel olarak, yenge kavramı aile hiyerarşisinde önemli bir statüyü ifade etmektedir.
Doküman analizi yapılan deyim sözlüklerinde akrabalık adlarının kullanımı ve bu kullanımların kültürel, sosyal ve dil bilimsel yansımalarını gösteren örnekler verilmeye çalışılmıştır. Bu sözlüklerde geçmeyen ata, enişte ve teyze gibi akrabalık adlarını içeren deyimlerde bulunmaktadır. “Ata” sözcüğü soy, köken ve kültürel devamlılık anlamlarını taşımaktadır. Atadan kalma, ata yadigârı, ata mirası, ata(lar) sözü, ata sporu, ata toprağı, ata yurdu gibi. “Teyze” sözcüğü, annenin kız kardeşi olması sebebiyle şefkat, koruyuculuk ve yakınlık anlamlarını taşımaktadır. Teyze çocuğu, teyze kızı almak. “Enişte” kan bağı değil, evlilik yoluyla kurulan akrabalıktır. Türk toplum yapısında enişte, hem misafir hem aile üyesi arasında bir konumdadır. Bu ikili durumun yansımaları dilde de görülür. Enişte kapısı (evlilik yoluyla kurulan bağ), enişte payı (aile içi mizah), bayram değil, seyran değil; eniştem beni niye öptü (beklenmedik durum ve çıkar ilişkisi) deyim örnekleri bulunmaktadır.
Akrabalık Adlarının Kavramsal ve Metaforik Değerlendirmesi
Metaforlar, insanlar tarafından günlük dilde, bilimde, sanatta, edebiyatta veya farklı alanlarda kullanılmaktadır. Metafor, bir kavramın başka bir kavram aracılığıyla, benzerlik ilişkisine dayanarak anlatılmasıdır. Metafor sözcüğü “(Fr. métaphore), mecaz, iğretileme; bir sözü, benzerlik, komşuluk ilişkisi veya kültürel bir ilişkiyle başka bir anlamda kullanma.” biçiminde tanımlanmıştır (Karaağaç, 2015, s. 534). Lakoff ve Johnson’a göre metafor: “Grekçe metaphoradan gelen “metafor” kelimesi, meta: öte ve phrein: taşımak kelimelerinden mürekkeptir ve “bir yerden başka yere götürmek” şeklinde tanımlanmıştır. (2015, s. 10).
Çağdaş metafor teorisi ve kavramsal metafor teorisini ortaya koyan George Lakoff ve Mark Johnson, 1980’de birlikte yazdıkları Metaforlar: Hayat, Anlam ve Dil eseriyle metaforun sadece dilde değil zihinde olduğunu ve dünyayı kavramsal metaforlar aracılığıyla algıladığımızı belirtmişlerdir. Lakoff ve Johnson, insan-dil ve metafor ilişkisini şöyle açıklamaktadır: “İnsan, içinde yaşadığı gerçekliği ancak metaforlar vasıtasıyla ve metaforik olarak inşa edebilir. Metaforlar hayatı, kendimizi ve “öteki”ni anlamanın yegâne yoludur. Metaforlar, dünya diye adlandırdığımız şeyi, onu açığa çıkararak ve gizleyerek bize sunar. Hayatı ve dili mucizevî kılan metaforlardır. Metaforlar kendi ışıltılarıyla bazen gözümüzü alıp aktardıkları veya taşıdıkları anlamı saklarken, bazen de yine aynı ışıltılarıyla anlattıklarını çok daha görünür kılar. Dünyanın bu açığa çıkarıcı ve gizleyici takdimi olan metaforlar, dilin aslî varlığıdır.” (2015, s. 9). Aynı eserde metaforun özü ise “bir tür şeyi başka bir tür şeye göre anlamak ve tecrübe etmek” olarak verilmektedir (Lakoff ve Johnson, 2015, s. 30).
Yukarıda akrabalık adları temelinde yapılan dilsel ve semantik çözümlemeler, kavramsal metafor yaklaşımı çerçevesinde bir bütün olarak değerlendirildiğinde; akrabalık adlarının Türkçede sadece kan bağına dayalı ilişkileri ifade etmediğini; aynı zamanda otorite, hiyerarşi, ceza, merhamet, kutsallık gibi toplumsal ve kültürel alanları ortaya koyan birer kavramsal metafor kaynağı olduğunu ortaya koymaktadır. Anne figürü kutsallık ve merhameti; baba otorite ve gücü, çocuk saflık ve deneyimsizliği; dayı sosyal nüfuz ve kayırmayı, gelin ve damat statü değişimini temsil eden metaforları oluşturmaktadır. Kavramsal metafor kuramı açısından değerlendirildiğinde, akrabalık adları kaynak alanı; bu alan üzerinden güç, hiyerarşi, kutsallık, kimlik, merhamet, otorite hedef alanı yapılandırmaktadır. Çalışmada tespit edilen akrabalık temelli kavramsal metaforlar aşağıdaki tabloda verilmiştir.
Sonuç
Bu çalışma, deyim sözlükleri aracılığıyla akrabalık adlarının Türkçenin deyim varlığındaki dilsel üretkenliğini, çok katmanlı semantiğini ve kültürel işlevini ortaya koymayı amaçlamıştır. Yapılan araştırmada, akrabalık terimlerinin sadece biyolojik bağları değil, aynı zamanda toplumun derinliklerine işlemiş aile yapısının, temel değer yargılarının dilde nasıl deyimleştiğini açıkça ortaya koymuştur. Akrabalık unsurlu deyimler, bireysel yaşantı ile toplumsal değer sistemi arasında bağ kuran kalıplaşmış anlam yapıları olarak ortaya çıkmaktadır. On bir farklı sözlüğün taranması ve akrabalık temelli deyimlerin dilsel, semantik ve kültürel boyutlarıyla sınıflandırılması çalışmaya bir bütünlük sağlamıştır. Kavramsal metafor kuramı çerçevesinde değerlendirildiğinde, aile ve akrabalık ilişkilerinin soyut toplumsal alanları anlamlandırmada ne kadar üretken olduğu görülmüştür.
Akrabalık adlarıyla kurulan deyimler, dilsel açıdan büyük bir çeşitlilik göstermektedir. Derlenen sözlüklerde akrabalık adlarıyla anne 67, baba 50, çocuk 29, damat / güveyi 7, dayı 5, dünür 3, evlat 11, gelin 21, görümce 1, kardeş 5, karı / avrat 11, kaynana 1, kız 28, koca 14, oğul 14, yenge unsurlu 1 deyim vardır. Deyimler, sıklıkla kalıplaşmış fiil öbekleri (analık etmek, babalık etmek), belirtili ve belirtisiz isim tamlamaları (anasının kızı, baba ocağı ), ikilemeler (karı koca, çoluk çocuk ) ve benzetmeli sıfat tamlamaları (anasının ak sütü gibi helal, çocuk gibi) biçiminde kalıplaşmıştır.
Deyimlerde geçen anne figürü, bir yandan kutsallık, temizlik, besleyicilik, şefkat ve sevgi gibi olumlu değerlerle ilişkilendirilmişken (anasının ak sütü gibi helal, ana kucağı), diğer yandan beddua, ceza ve pişmanlık gibi olumsuz bağlamlarda da kullanıldığı (anası ağlamak, anasından emdiği süt burnundan gelmek) görülmüştür. Baba figürü ise, otorite, koruyuculuk, bilgelik, kalıtım ve soy gibi değerleri simgelemektedir. Baba ocağı kavramı yuvayı ve kökeni temsil ederken, devlet baba ve fukara babası gibi kullanımlar koruyucu güç metaforu olarak kullanılmıştır. Oğul/Oğlan figürü, ataerkil aile yapısını, soyun sürekliliğini, miras gibi toplumsal rollerin önemini vurgulamaktadır. Buna karşın, Kız unsurlu deyimler ise koruma, denetim, çeyiz gibi evlilik merkezli kimlik inşası ve toplumsal beklentiler üzerine yoğunlaşmıştır, denilebilir. Koca ve Karı/Avrat figürleri, evlilik, otorite ve toplumsal beklentilerle ilişkilidir. Çocuk imgesi, masumiyet, saflık, ailenin devamlılığı ve ahlaki değerlerin aktarımının bir simgesi durumundadır. Damat/Güveyi ile kurulan deyimler, özellikle toplumsal statü ve mizahı birlikte taşır. İç güveyisi girmek gibi yapılar, erkeğin bağımsızlığını kaybettiği durumu mizahî bir biçimde eleştirmektedir. Dayı figürü hem aile dayanışmasını hem de dayısı dümende olmak gibi kullanımlarla kayırma ve çıkar ilişkileri eleştirisini yansıtan bir metafor olarak öne çıkmaktadır.
Sonuç olarak, akrabalık adlarıyla kurulan deyimler, Türk kültürünün belleği ve değer sisteminin en önemli göstergelerinden biridir. Bu deyimler, sadece dilsel kalıplar sunmakla kalmayıp, toplumsal cinsiyet rollerinin, evlilik kurumunun, statü farklılıklarının ve ataerkil düzenin dilde nasıl kalıplaştığını göstermesi açısından çok önemlidir. Çalışma, Türkçedeki deyimlerin sosyo-kültürel çözümlemesine yeni bir boyut getirmeyi amaçlamış ve bu bağlamda incelenen deyim sözlüklerindeki akrabalık adları, Türk toplumundaki aile içi ilişkiler ve toplumsal normlar üzerine yapılacak yeni araştırmalar için bir veri zemini sunmayı hedeflemiştir.
Çalışmada tespit edilen tüm akrabalık unsurlu deyimlerin tam listesi ekte sunulmuştur.
EK: İncelenen 11 Sözlükte Tespit Edilen Akrabalık Unsurlu Deyimlerin Listesi
-Abla
Ablalık etmek (yapmak) (Saraçbaşı, 2006, s. 16).
-Ağabey
Ağabeylik etmek (Saraçbaşı, 2006, s. 38).
-Ana/Anne
Ana ata sofrasında büyümemiş (Aksoy, 1988, s. 572).
Ana avrat düz gitmek / sövmek (Özafşar, 2009, s. 22), (Saraçbaşı, 2006, s. 109).
Ana baba bir (Aksoy, 1988, s. 572), (Çelikkanat, 2006, s. 240), (Özafşar, 2009, s. 22), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 109).
Ana baba duası almak (Gürbüz, 2006, s. 166), (https://sozluk.gov.tr).
Ana baba eline bakmak (Aksoy, 1988, s.572), (Özafşar, 2009, s. 22), (https://sozluk.gov.tr).
Ana baba evlâdı (Çelikkanat, 2006, s. 240), (Saraçbaşı, 2006, s. 109).
Ana baba günü (Aksoy, 1988, s. 572), (Çelikkanat, 2006, s. ,240), (Kemal, 2005, s. 25), (https://sozluk.gov.tr), (Yiğit, 2021, s. 24), (gürbüz, 2006, s. 167), (Saraçbaşı, 2006, s. 109).
Ana baba yavrusu (Özafşar, 2009, s. 22), (https://sozluk.gov.tr).
Ana bir, baba ayrı (Aksoy, 1988, s. 572), (https://sozluk.gov.tr).
Ana hali olmak (Aksoy, 1988, s. 572).
Ana karnına düşmek (Saraçbaşı, 2006, s. 109). Ana kucağı (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 109).
Ana kuzusu (Aksoy, 1988, s. 572), (Çelikkanat, 2006, s. ,240),(Gürbüz, 2006, s. 167), (Kemal, 2005, s. 25), (Yiğit, 2021, s. 24), (Saraçbaşı, 2006, s. 109).
Ana rahmine düşmek (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 110).
Ana yarısı (Çelikkanat, 2006, s. 240), (Saraçbaşı, 2006, s. 110).
Anadan doğma (Aksoy, 1988, s. 572), (Yiğit, 2021, s. 24), (Çelikkanat, 2006, s. ,240), (Saraçbaşı, 2006, s. 110).
Anadan doğmuşa dönmek (anadan yeni doğmuş gibi olmak) (Aksoy, 1988, s. 572), (https://sozluk.gov.tr), (Çelikkanat, 2006, s. ,240), (özafşar, 2009, s. 22), (Saraçbaşı, 2006, s. 110).
Anadan üryan (Saraçbaşı, 2006, s. 110).
Anadan sıska, neye yarar muska (Aksoy, 1988, s. 572), (Yiğit, 2021, s. 24).
Analar kundağa sarmamış (Gürbüz, 2006, s. 167).
Analar ne doğururmuş (Aksoy, 1988, s. 572), (Çelikkanat, 2006, s. 240).
Analı kuzu, kınalı kuzu (https://sozluk.gov.tr).
Analık eliyle vermek (Aksoy, 1988, s. 572), (Çelikkanat, 2006, s. ,240), (Gürbüz, 2006, s. 167).
Analık etmek (Çelikkanat, 2006, s. ,240).
Anam babam (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 111).
Anam avradım olsun (Saraçbaşı, 2006, s. 111).
Anam bacım olsun (Gürbüz, 2006, s. 167).
Anam beni bir daha mı doğuracak (Aksoy, 1988, s. 573), (Gürbüz, 2006, s. 167).
Anamın ak sütü gibi helal olsun (Aksoy, 1988, s.573), (Gürbüz, 2006, s. 167), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 111).
Anamın aşı, tandırın başı (Gürbüz, 2006, s. 167), (Saraçbaşı, 2006, s. 111).
Anamın eğirdiği, babamın dokuduğu (Aksoy, 1988, s. 573), (Çelikkanat, 2006, s. ,240)
Anan aşağı, baban yukarı (Uçakçı, 2021, s. 288).
Anan güzel mi? (Aksoy, 1988, s. 572).
Anan yahşi baban yahşi (Aksoy, 1988, s. 573), (Özafşar, 2009, s. 23), (Çelikkanat, 2006, s. 240), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 111).
Ananın (anasının) ak sütü gibi (helal olsun) (https://sozluk.gov.tr), (Özafşar, 2009, s. 23), (Çelikkanat, 2006, s. 240)
Ananın aşını içeyim (Gürbüz, 2006, s. 167).
Ananın örekesi (Aksoy, 1988, s. 572).
Ananız dert yesin, yarım yarım dört yesin (Gürbüz, 2006, s. 167).
Ananız taş yesin, yarımşardan (yarım yarım) beş yesin (Aksoy, 1988, s. 572).
Anası ağlamak (Aksoy, 1988, s. 573), (Çelikkanat, 2006, s. 240), (Gürbüz, 2006, s. 167), (Kemal, 2005, s. 25), (Özafşar, 2009, s. 23), (Yiğit, 2021, s. 24), (Saraçbaşı, 2006, s. 112).
Anası danası (Çelikkanat, 2006, s. 240), (Özafşar, 2009, s. 23), (Saraçbaşı, 2006, s. 112).
Anası (onu) kadir gecesi doğurmuş (Aksoy, 1988, s. 574).
Anası ne ki, danası ne ola (Gürbüz, 2006, s. 167).
Anası ölmüş tay gibi yatmak (Gürbüz, 2006, s.), (TDK, 2023, s. 42).
Anası sarmısak, babası soğan (Aksoy, 1988, s. 575), (Yiğit, 2021, s. 25), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 112).
Anası turp, babası şalgam (Aksoy, 1988, s. 575), (Özafşar, 2009, s. 23), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 112).
Anası usta yufka (ekmeği) yapar, çocuklar usta çift çift kapar (Aksoy, 1988, s. 575).
Anası yerinde (Aksoy, 1988, s. 575), (Çelikkanat, 2006, s. ,240), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 112).
Anasından doğduğu gibi (Çelikkanat, 2006, s. 241).
Anasından doğduğuna bin pişman (Aksoy, 1988, s. 574), (https:// sozluk.gov.tr).
Anasından doğduğuna pişman etmek (Aksoy, 1988, s. 574), (Çelikkanat, 2006, s. ,241), (Kemal, 2005, s. 25), (Özafşar, 2009, s. 23), (Yiğit, 2021, s. 24), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 112).
Anasından emdiği süt burnundan (fitil fitil) gelmek (Aksoy, 1988, s. 574), (https://sozluk.gov.tr), (Çelikkanat, 2006, s. , 241), (Gürbüz, 2006, s. 167), (Kemal, 2005, s. 25), (Özafşar, 2009, s. 23), (Yiğit, 2021, s. 24).
Anasından emdiği sütü burnundan getirmek (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 112).
Anasını ağlatmak (Aksoy, 1988, s. 574), (Çelikkanat, 2006, s. 241), (Özafşar, 2009, s. 23), (Yiğit, 2021, s. 24), (Saraçbaşı, 2006, s. 112).
Anasını bellemek (Aksoy, 1988, s. 574), (https://sozluk.gov.tr), (Yiğit, 2021, s. 24), (Saraçbaşı, 2006, s. 113).
Anasını eşek kovalasın! (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 113).
Anasını kızı (Çelikkanat, 2006, s. , 241), (https://sozluk.gov.tr), (Yiğit, 2021, s. 25), (Saraçbaşı, 2006, s. 113).
Anasını sat! (satayım!) (Aksoy, 1988, s. 575), (https://sozluk.gov.tr),
Anasının eğirdiği, babasının dokuduğu (Aksoy, 1988, s. 574).
Anasının gelin olduğundan başlamak (TDK, 2023, s. 42).
Anasının gözü (Aksoy, 1988, s. 574), (Gürbüz, 2006, s. 167), (https:// sozluk.gov.tr), (Kemal, 2005, s. 25), (Özafşar, 2009, s. 23),(Yiğit, 2021, s. 24), (Çelikkanat, 2006, s. ,241).
Anasının ipini satmış (Aksoy, 1988, s. 574), (Çelikkanat, 2006, s. 241), (Özafşar, 2009, s. 23), (https://sozluk.gov.tr).
Anasının kızı (Aksoy, 1988, s. 574).
Anasının körpe kuzusu (Aksoy, 1988, s. 574), (https://sozluk.gov.tr).
Anasının nikâhını istemek (Aksoy, 1988, s. 575), (Gürbüz, 2006, s. 167), (https://sozluk.gov.tr), (Yiğit, 2021, s. 25).
Anasının oğlu (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 113).
Anne olmak (Saraçbaşı, 2006, s. 115).
At anası (Dev anası) (Aksoy, 1988, s. 589).
-Baba-
Âdem baba gibi (https://sozluk.gov.tr).
Âdembabaya dönmek (https://sozluk.gov.tr).
Aile babası (Saraçbaşı, 2006, s. 60).
Allah baba (Saraçbaşı, 2006, s. 89).
Altın babası (Saraçbaşı, 2006, s. 103).
Ana baba günü (Kemal, 2005, s. 25).
Baba adam (Aksoy, 1988, s. 609), (Çelikkanat, 2006, s. 259), (Yiğit, 2021, s. 37), (Saraçbaşı, 2006, s. 159).
Baba baba değil iskele babası (Kemal, 2005, s. 31).
Baba değil, tırabzan babası (Aksoy, 1988, s. 609), (https://sozluk. gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 159).
Baba dostu (Saraçbaşı, 2006, s. 159).
Baba evi (Saraçbaşı, 2006, s. 159).
Baba nasihati (Saraçbaşı, 2006, s. 159).
Baba ocağı (Aksoy, 1988, s. 610), (Çelikkanat, 2006, s. 259), (Yiğit, 2021, s. 37).
Baba olmak (Saraçbaşı, 2006, s. 159).
Baba tarafı (Saraçbaşı, 2006, s. 159).
Baba yarısı (Saraçbaşı, 2006, s. 159).
Babadan kalma (Çelikkanat, 2006, s. 259), (Saraçbaşı, 2006, s. 160).
Babaları tutmak (Aksoy, 1988, s. 609), (Çelikkanat, 2006, s. 259), (Yiğit, 2021, s. 37), (Saraçbaşı, 2006, s. 160).
Babaları üstünde olmak (Aksoy, 1988, s. 610), (Kemal, 2005, s. 31), (Saraçbaşı, 2006, s. 160).
Babalık etmek (Çelikkanat, 2006, s. 259), (Saraçbaşı, 2006, s. 160).
Babalık fırın has işler (https://sozluk.gov.tr).
Babamın adı hıdır, elimden gelen budur (Aksoy, 1988, s. 609), (Çelikkanat, 2006, s. 259), (Özafşar, 2009, s. 35).
Babana rahmet (Aksoy, 1988, s. 609), (Çelikkanat, 2006, s. 259), (https://sozluk.gov.tr), (Yiğit, 2021, s. 37), (Saraçbaşı, 2006, s. 161).
Babası turp, anası şalgam (Gürbüz, 2006, s. 172).
Babasına rahmet okumak (https://sozluk.gov.tr).
Babasına rahmet okumaz (Çelikkanat, 2006, s. 259).
Babasına taş çıkarmak (Çelikkanat, 2006, s. 259).
Babasının (babalarının) çiftliği (https://sozluk.gov.tr), (Çelikkanat, 2006, s. 259), (Saraçbaşı, 2006, s. 161).
Babasının hayrına (Çelikkanat, 2006, s. 259), (https://sozluk.gov.tr).
Babasının kefenini satmak (Gürbüz, 2006, s. 172).
Babasının kızı (https://sozluk.gov.tr).
Babasının ocağını tüttürmek (Gürbüz, 2006, s. 172).
Babasının oğlu (Aksoy, 1988, s. 610), (Çelikkanat, 2006, s. 259), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 161), (Yiğit, 2021, s. 37).
Babasının sakalına tavşan asmak (TDK, 2023, s. 43).
Babasının tarlasını ıslatmadan geçmek (Gürbüz, 2006, s. 172), (TDK, 2023, s. 43).
Babasız oğlan doğurmak (https://sozluk.gov.tr).
Bir baba dokuz oğlanı besler, dokuz oğlanı bir babayı beslemez (Uçakçı, 2021, s. 220).
Devlet baba (Saraçbaşı, 2006, s. 355).
Dokuz babalı (Uçakçı, 2021, s. 220).
Efendi baba (Saraçbaşı, 2006, s. 406).
Fukara babası (Çelikkanat, 2006, s. 329), (Saraçbaşı, 2006, s. 477)
Ha babam (ha) (https://sozluk.gov.tr).
Ha babam de babam (https://sozluk.gov.tr).
Her gördüğü sakallıyı babası sanmak (Çelikkanat, 2006, s. 355).
Her gördüğü sakallıyı babası sanmak (https://sozluk.gov.tr).
Hık demiş (anasının veya babasının) burnundan düşmüş (https:// sozluk.gov.tr).
Kayserili anasını boyar babasını satar (Uçakçı, 2021, s. 200).
Kırk babalı (Saraçbaşı, 2011, s. 779).
Öp babanın elini (Çelikkanat, 2006, s. 403), (https://sozluk.gov.tr).
Para babası (Çelikkanat, 2006, s. 406) (Yiğit, 2021, s. 149).
-Çocuk-
Çocuğu olmak (Saraçbaşı, 2006, s. 369).
Çocuğun birine dokuz öküz vermişler de öküzler arasında koşuşturmadan yorgun düşmüş (Uçakçı, 2021, s. 220).
Çocuk (çocuğunu) düşürmek (https://sozluk.gov.tr).
Çocuk aklı (Saraçbaşı, 2006, s. 369).
Çocuk aldırmak (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 369).
Çocuk dünyaya getirmek (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 369).
Çocuk düşürmek (Saraçbaşı, 2006, s. 369).
Çocuk gibi (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 369).
Çocuk gibi sevinmek (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 369).
Çocuk kalmak (https://sozluk.gov.tr). Çocuk mu avutuyorsun (kandırıyorsun) (https://sozluk.gov.tr).
Çocuk olmak (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 369).
Çocuk oyuncağı hâline getirmek (Aksoy, 1988, s. 697), (Özafşar, 2009, s. 67), (https://sozluk.gov.tr), (Yiğit, 2021, s. 60), (Saraçbaşı, 2006, s. 369).
Çocuk yapmak (Saraçbaşı, 2006, s. 369).
Çocukla çocuk, büyükle büyük olmak (https://sozluk.gov.tr).
Çocuklar başı Deli Ömer (Aksoy, 1988, s. 697).
Çocukluğu tutmak (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 370).
Çocukluk etmek (Aksoy, 1988, s. 697), (https://sozluk.gov.tr), (Yiğit, 2021, s. 60), (Saraçbaşı, 2006, s. 370).
Çocuksu davranışlarda bulunmak (https://sozluk.gov.tr).
Çoluk çocuğa karışmak (Aksoy, 1988, s. 698), (yiğit, 2021, s. 60), (Saraçbaşı, 2006, s. 370).
Çoluk çocuk (Aksoy, 1988, s. 698), (Yiğit, 2021, s. 60), (Saraçbaşı, 2006, s. 370).
Çoluk çocuk elinde kalmak (Aksoy, 1988, s. 697), (https://sozluk. gov.tr), (Özafşar, 2009, s. 48).
Çoluk çocuk sahibi olmak (Saraçbaşı, 2006, s. 370).
Doğmadık çocuğa don biçmek (Çelikkanat, 2006, s. 306)
Dünkü çocuk (Aksoy, 1988, s. 738), (Çelikkanat, 2006, s. 309), (Özafşar, 2009, s. 56).
Kucak çocuğu (Saraçbaşı, 2011, s. 813).
Mahalle çocuğu (Özafşar, 2009, s. 108).
Muhallebi çocuğu (Özafşar, 2009, s. 135).
Parmak kadar çocuk (Çelikkanat, 2006, s.,407), (Özafşar, 2009, s. 150).
-Damat/Güveyi-
İç güveyisi girmek (https://sozluk.gov.tr).
İç güveyisinden hâllice (https://sozluk.gov.tr).
Damat girmek (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 332).
Damat olmak (Saraçbaşı, 2006, s. 332).
Gelin güvey olmak (Kemal, 2005, s. 69).
Güveyi girmek (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 551).
Kendi kendine gelin güveyi olmak (Çelikkanat, 2006, s. 377), (Kemal, 2005, s. 99), (Yiğit, 2021, s. 123), (https://sozluk.gov.tr).
-Dayı-
Dayısı dümende olmak (Aksoy, 1988, s. 707), (Çelikkanat, 2006, s. 297).
Gayret dayıya düştü (Çelikkanat, 2006, s. 332), (https://sozluk.gov. tr).
İş dayıya düştü (https://sozluk.gov.tr).
Köprüden geçinceye dek ayıya dayı demek (Kemal, 2005, s. 102).
Mahkemede dayısı olmak (Çelikkanat, 2006, s. 387), (https://sozluk. gov.tr).
-Dünür-
Bir kıza dünür düşmek (Aksoy, 1988, s. 738), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 394).
Dünür gezmek (Aksoy, 1988, s. 738), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 394).
Dünür gitmek (Aksoy, 1988, s. 738), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 394).
-Evlat-
Adam evladı (Aksoy, 1988, s. 529).
Ana baba evladı (Çelikkanat, 2006, s. 240).
Evlat acısı gibi çökmek (Yiğit, 2021, s. 79).
Evlat acısı gibi içine çökmek (Aksoy, 1988, s. 776), (Çelikkanat, 2006, s. 325), (Kemal, 2005, s. 64).
Evlat edinmek (Aksoy, 1988, s. 776), (Yiğit, 2021, s.79).
Evlat gibi (veya evladı gibi) (Özafşar, 2009, s. 96).
Hanım evladı (Çelikkanat, 2006, s. 351).
İnsan evladı (Yiğit, 2021, s. 112), (Saraçbaşı, 2006, s. 656).
Üvey evlat gibi tutmak (saymak) (https://sozluk.gov.tr).
Üvey evlat muamelesi görmek (Kemal, 2005, s. 146).
Üvey evlat muamelesi yapmak (https://sozluk.gov.tr).
-Gelin-
Dokuz gelin, dokuz kızın olsa yine yayık yaymak sana kalır (Uçakçı, 2021, s. 221).
Ermeni gelini gibi kırıtmak (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 442).
Gelin almak (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 489).
Gelin etmek (Saraçbaşı, 2006, s. 489).
Gelin gibi süzülmek (https://sozluk.gov.tr).
Gelin gitmek (https://sozluk.gov.tr).
Gelin güvey olmak (Kemal, 2005, s. 69).
Gelin havası (Saraçbaşı, 2006, s. 489).
Gelin olmak (Saraçbaşı, 2006, s. 489).
Gelin yaptı, karga kaptı (Gürbüz, 2006, s. 199).
Gelin yazmak (https://sozluk.gov.tr).
Gelin-güvey olmak (Gürbüz, 2006, s. 199).
Gelinliği pekmez sandım, yüreğimi yakmaz sandım (Gürbüz, 2006, s. 199).
Gelinliği tutmak (https://sozluk.gov.tr).
Gelinlik etme! (Uçakçı, 2021, s. 317), (https://sozluk.gov.tr).
Gelinlik kız gibi süslenmek (Gürbüz, 2006, s. 199).
Kelin al- (gelin almak) (Şen, 2017, s. 119).
Kelin içger- (gelin almak) (Şen, 2017, s. 119).
Kelin kir-(gelin girmek) gelin sahibi olmak (Şen, 2017, s. 120).
Kelin teg bol-(gelin gibi olmak) (Şen, 2017, s. 120).
Kendi kendine gelin güvey olmak (Çelikkanat, 2006, s. 377), (Kemal, 2005, s. 99), (Yiğit, 2021, s. 123), (https://sozluk.gov.tr).
-Görümce-
Görümcelik yapmak (etmek) (https://sozluk.gov.tr).
-Kardeş-
Atma recep, din kardeşiyiz (https://sozluk.gov.tr)
Dünya ahret kardeşim olsun (Çelikkanat, 2006, s. 309) (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 394).
Kan kardeşi (Yiğit, 2021, s. 118).
Kardaş değil kara taş (Aksoy, 188, s. 911).
Kardaşım ağa avradı hatırın, almaz beni kulluğu satın (Aksoy, 188, s. 911).
-Karı/Avrat-
At, avrat silah (Uçakçı, 2021, s. 218).
At, avrat, silah emanet verilmez (Uçakçı, 2021, s. 86).
Atta, avratta, yurtta uğur vardır (Uçakçı, 2021, s. 86).
Dokuz karılı (Uçakçı, 2021, s. 220).
Karı ağızlı (Aksoy, 1988, s. 912).
Karı gibi (https://sozluk.gov.tr).
Karı koca (Yiğit, 2021, s. 121).
Karılık etmek (https://sozluk.gov.tr).
Karıyı kazana tepen tufanı (Uçakçı, 2021, 234).
Kocakarı ilacı (Yiğit, 2021, s. 127).
Kocakarı soğuğu (Yiğit, 2021, s. 127).
Kocakarılığı tutmak (https://sozluk.gov.tr).
Kocakarılığı tutmak (https://sozluk.gov.tr).
Mahalle karısı (Uçakçı, 2021).
-Kaynana-
Kaynanalık taslamak (https://sozluk.gov.tr).
-Kız-
(bir kızı) leğen başından almak (https://sozluk.gov.tr).
(birinin) kızı kısrağı (https://sozluk.gov.tr).
(kızın) boyu bacadan mı aştı? (https://sozluk.gov.tr).
Anasına bak danasını kızını al (Uçakçı, 2021, s. 140).
Anasının kızı (https://sozluk.gov.tr).
Babasının kızı (https://sozluk.gov.tr).
Beğenmeyen kızını (küçük kızını) vermesin (https://sozluk.gov.tr).
Bir kıza dünür düşmek (https://sozluk.gov.tr).
deli kızın çeyizi gibi (Çelikkanat, 2006, s. 298), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2006, s. 341).
Ekten pükten, deli kıza kaftan (Çelikkanat, 2006, s. 313).
Ergen gözüyle kız alma, gece gözüyle bez alma (Aksoy, 1988).
Kadı kızı Kadire, geldi çıktı sedire (Çelikkanat, 2006, s. 369).
Kel kız teyzesinin saçıyla övünür (Aksoy, 1988).
Kendinden küçükten kız al, kendinden büyüğe kız ver (Aksoy, 1988).
Kız almak (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2011, s. 787), (Yiğit, 2021, s. 126).
Kız anasının koltuğunun altından çıkar (Uçakçı, 2021, s. 140).
Kız çıkmak (Saraçbaşı, 2011, s. 787).
Kız evi naz evi (Saraçbaşı, 2011, s. 787).
Kız gibi (https://sozluk.gov.tr).
Kız istemek (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2011, s. 787).
Kız istemeye mi geldik, tuz istemeye mi (Gürbüz, 2006, s. 219).
Kız kaçırmak (Atasoy, 1988, s. 933), (https://sozluk.gov.tr), (Yiğit, 2021, s. 126), (Saraçbaşı, 2011, s. 787).
Kız kızan (Saraçbaşı, 2011, s. 788).
Kız kurusu (Saraçbaşı, 2011, s. 788).
Kız vermek (Atasoy, 1988, s. 933), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2011, s. 788)
Kızı kısrağı (Atasoy, 1988, 932).
Kızım sana söylüyorum, gelinim sen dinle (Atasoy, 1988, s. 933), (Yiğit, 2021, s. 126).
Oğlan mısın? Kız mısın? (Aksoy, 1988, s. 984).
-Koca-
Erke begke teg- (kocaya varmak) (Şen, 2017, s. 102).
Karı koca (Yiğit, 2021, s. 121).
Koca bulmak (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2011, s. 796).
Kocakarı ilacı (Atasoy, 1988, s. 935), (Yiğit, 2021, s. 127), (Saraçbaşı, 2011, s. 796).
Kocakarı soğuğu (Atasoy, 1988, s. 935), (Yiğit, 2021, s. 127), (Saraçbaşı, 2011, s. 796).
Kocakarılığı tutmak (https://sozluk.gov.tr).
Kocakarılığı tutmak (https://sozluk.gov.tr).
Kocaya gitmek (https://sozluk.gov.tr).
Kocaya kaçmak (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2011, s. 796).
Kocaya varmak (Atasoy, 1988, s. 935), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2011, s. 796).
Kocaya vermek (Atasoy, 1988, s. 935), (https://sozluk.gov.tr), (Saraçbaşı, 2011, s. 796).
Kocayı pekmez sandım, yüreğimi yakmaz sandım (Gürbüz, 2006, s. 219).
Küdegüke ber-(kocaya vermek) (Şen, 2017, s. 151).
Küdegüke ündür-(kocaya çıkarmak) (Şen, 2017, s. 151).
-Kuma-
Üstüne kuma gelmek (https://sozluk.gov.tr).
-Oğul/Oğlan-
Oğul balı (Çelikkanat, 2006, s. 397), (Saraçbaşı, 2011, s. 916).
Şamar oğlanı (Çelikkanat, 2006, s. 427).
Oğlan evi (Saraçbaşı, 2011, s. 915).
Oğlan aldı (yedi) oyuna gitti, çoban yedi koyuna gitti (Atasoy, 1988, s. 984), (Saraçbaşı, 2011, s. 915).
Doğmamış oğlana don biçmek (Aksoy, 1988, s. 729), (Yiğit, 2021, s. 68).
Hinoğluhin (Yiğit, 2021, s 105), (Saraçbaşı, 2006, s. 607).
Babasının oğlu (https://sozluk.gov.tr).
Der oğlu der (https://sozluk.gov.tr).
Şamar oğlanı olmak (Yiğit, 2021, s. 162).
Babasız oğlan doğurmak (https://sozluk.gov.tr).
Şamaroğlanına dönmek (https://sozluk.gov.tr).
Oğul çıkarmak (https://sozluk.gov.tr).
Oğul vermek (https://sozluk.gov.tr).
El oğlu (Çelikkanat, 2006, s. 316).
-Yenge-
Her çıkan kız yengesi olmak (TDK, 2023, s. 466).
Kaynakça
Aksan, D. (1978). Anlambilimi ve Türk anlambilimi. Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi.
Aksan, D. (2013). Türkçenin gücü. Bilgi.
Aksan, D. (2015). Her yönüyle dil ana çizgileriyle dilbilim. Türk Dil Kurumu.
Aksoy, Ö. A. (1965). Atasözleri ve deyimler. Ankara Üniversitesi Basımevi.
Aksoy, Ö. A. (1988). Atasözleri ve deyimler sözlüğü. İnkılâp Kitabevi.
Ayverdi, İ. (2010). Misalli büyük Türkçe sözlük. Kubbealtı.
Binler, M. Z. (2007). Türk dünyası aile ve akrabalık terimleri sözlüğü. Selenge.
Cengiz, M., (2025). Sosyal Bağlamı İçerisinde Harezm’deki Oğuz Değişkelerinde Aile ve Akrabalık Adları. Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatlarında Aile .279-308), Kömen.
Çağbayır, Y. (2007). Orhun Yazıtlarından günümüze Türkiye Türkçesinin söz varlığı: Ötüken Türkçe sözlük. Ötüken.
Çakmak, C. (2011). Türkçe ve İngilizcedeki bazı akrabalık adlarının karşılaştırılması üzerine bir deneme. Bilkent Üniversitesi VI. Uluslararası Büyük Türk Dili Kurultayı Bildirileri içinde (s. 178-192). Uzerler Matbaacılık.
Çelikkanat, D. (2006). Atasözleri ve deyimler sözlüğü. Gün.
Doğan, L. ve Erdin, C. (2018). Uygur Türkçesi atasözlerinde akrabalık adları üzerine bir inceleme. Bilimsel araştırmalarda yeni yaklaşımlar-I içinde (s. 145-176). Berikan.
Emiroğlu, S. (2012). Türkçe sözlükteki akrabalık adlarının tasnifi. Turkish Studies - International Periodical for The Languages, Literature and History of Turkish or Turkic, 7(4), 1691-1710.
Erdentuğ, A. (1992). Günümüz Türkiyesi’nde akrabalık terimlerinin kullanımı. Belleten, 56(216), 483-512.
Gülensoy, T. (1974). Altay dillerinde akrabalık adları üzerine notlar. Türk Dili Araştırmaları Yıllığı - Belleten, 21-22, 283-318.
Gülensoy, T. (2011). Köken bilgisi sözlüğü. Türk Dil Kurumu.
Güngör Ergan, N. (1994). Türk atasözleri ve deyimlerine yansıyan aile modeli üzerine sosyolojik görüşler. I. Ulusal Sosyoloji Kongresi: Dünyada ve Türkiye’de Güncel Sosyolojik Gelişmeler içinde (s. 156-168). Sosyoloji Derneği Yayınları.
Gürbüz, B. (2006). Türk atasözleri ve deyimleri. Bilgitek.
Hunutlu, Ü., & Yıldırım, M. (2023). Köktürk ve Eski Uygur yazılı ürünlerinde akrabalık adları. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Dergisi, 4(1), 1-26.
Karaağaç, G. (2015). Türkçenin alıntılar sözlüğü. Akçağ.
Kemal, A. (2005). Türkçe’de deyimler. Parıltı.
Lakoff, G. ve Johnson, M. (2015). Metaforlar – Hayat, anlam ve dil (G. Y. Demir, Çev.). İthaki.
Li, Y. S. (1999). Türk dillerinde akrabalık adları. Simurg.
Türk, O. ve Koç, F. (2025). Kıpçak Türkçesi sözlüğünde kadın ve aile ile ilgili söz varlığının “Derleme Sözlüğü”ndeki karşılıkları ile mukayesesi. Uluslararası Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, 8(2), 279-300.
Özafşar, S. (2009). Deyimler sözlüğü. Birleşik Tomurcuk.
Özden, M. (2017). Trakya ağızlarında bulunan akrabalık adları üzerine bir tasnif çalışması. Sosyal Bilimler Dergisi (The Journal of Social Science), 10, 260-281.
Özmen Gümüş, Ö. (2024). “Türkçe Verintiler Sözlüğü”ne göre Yunancadaki Türkçe akrabalık adları. Balkanistik Dil ve Edebiyat Dergisi, 6(2), 165-185.
Saraçbaşı, M. E. (2006). Örnekleriyle büyük deyimler sözlüğü (I-II Cilt). Yapı Kredi.
Soydan, S. (2023). Fethali Kaçar’ın Çağatay Türkçesi sözlüğünde yer ve akrabalık adları. Balıkesir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, 26(49), 1-18.
Şen, S. (2017). Eski Türkçenin deyim varlığı. Türk Dil Kurumu.
Taşbaş, E. (2024). Türk akrabalık terminolojilerinin tipolojisi. VakıfBank Kültür Yayınları.
Türk Dil Kurumu. (2011). Türkçe sözlük. Türk Dil Kurumu.
Türk Dil Kurumu. (2023). Bölge ağızlarında atasözleri ve deyimler. Türk Dil Kurumu.
Türk Dil Kurumu. (t.y.). Atasözleri ve deyimler sözlüğü (https://sozluk.gov.tr).
Uçakçı, İ. (2021). Orta Anadolu halk kültüründe deyimler ve hikayeleri. Bilgeoğuz.
Yavuz, S. (2013). “Divanü Lügati’t Türk”teki akrabalık adları ve bu adların Türkiye Türkçesi ağızlarındaki karşılıkları. EKEV Akademi Dergisi, 56, 345-360.
Yavuz, S. (2013). Türkiye Türkçesi ağızlarında akrabalık adları. Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, 23(2), 71-91.
Yılmaz, Y. ve Sarı, H. (2015). Türk atasözlerinde akrabalık adlarının kullanımı. RumeliDE Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, 2, 1-20.
Yiğit, H. (2021). Deyimler sözlüğü. Başlık.

